bu ev üstü cami eğilimi ne zaman başladı bilemiyorum. tekkelerin kapatılmasından sonra mı, istanbul'a yoğun göçten sonra mı, yoksa son 20 senedir mi? çok acayip bir kafa. sanırsın ki öyle bir şehirde yaşıyoruz ki cami yapmak yasak, ibadet engelleniyor, her semtte adım başı altı marketlerle süslü camiler yok. bir insan neden böyle bir şey yapma ihtiyacı duyar anlayamıyorum. kurtuluş'ta da gördüm bir tane 5 katlı bir apartmanın tepesinde, sanırım fatih'de falan da var bunlardan. allah akıl fikir versin diyorum.
HAFIZA KAYBI (ne?kim?)
ben... hah evet ben. ben evet.neydim ben?
Pazartesi, Temmuz 26, 2010
beşiktaş rehberi #4: benden uzak allaha yakın
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
cami,
hey yarabbim,
mimari
beşiktaş rehberi #3
cozutuk teyzenin hayvancı dükkanından görüntüler. biraz overcrowded bir durum var. kafesteki bu hayvancıkların çok da mutlu olduklarını sanmıyorum.
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
hayvan,
istanbul,
pet store
beşiktaş rehberi #2
beşiktaş ıhlamurdere caddesi üzerinde manyak bir hayvancı dükkanı var. manyak derken işleten kadından bahsediyorum. kendisi anlatılmaz yaşanır bir insan. böyle, nasıl desem, bir garip. bazen alışveriş yaparken gelip kızıyor, hayvanlara bakanları kovalıyor falan, ilginç bir tip işte. kendisi tükkan girişine şöyle bir duyuru yapıştırmış. işini gerçekten ciddiye alıyor olmalı. gün olur da yolunuz düşer de kadın orada yoksa...SAKIN KİMSEYE SORMAYIN. KİMSE BİLMEZ. ERGEÇ GELİR O. BEKLEYİN!
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
hayvan,
hey yarabbim,
istanbul,
komik,
pet store
beşiktaş rehberi #1
haziran ayında yandı bu bina, göz göre göre, beşiktaş'ın göbeğinde. kimse birşey yapamadı. o gün bu gündür öylece duruyor. önünden geçmek, içine bakmak, düşünmek acı veriyor insana. büyük ihtimalle tez zamanda kalan kısmı da yıkılıp yerine yeni ve çirkin bir bina yapılacak. şehrin bir çok yerinde olduğu gibi. zaten ufala ufala ç.k kadar kalmış kültürün ufak da olsa bir elemanı daha silinip gidecek. önüne de ancak önüne gidince okuyabildiğiniz bir uyarı asmışlar. eksik olmasınlar.
feebasse
Kadıköy meydana asılmış (boğanın oradaki çiçekçilerin orası) büyük bir afiş var. 19 Temmuz çakma Fenerbahçeliler Günü oldu ya birkaç senedir (biz 19 Mayıs'ta Galatasaraylılar Günü kutlayamıyoruz tabi), sağda solda bir takım aktiviteler, heyecanlanmalar görmek mümkün. Bir de bu günün adı Dünya Fenerbahçeliler Günü olarak konmuş ki sanırsın yurtdışından akın akın insan geliyor bu günü kutlamaya. Her neyse konu bu değil.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
etiketler
afiş,
fenerbahçe,
hey yarabbim,
istanbul,
kadıköy,
önemli günler ve haftalar
zilyoner
dünya kupasında çeyrek final öncesi tahminlerimizi yazdık bir kağıda. şampiyon dışındaki her tur için 1 bira koydu herkes. futbolla uzaktan yakından alakası olmayan frederik 8 çeyrek finalisti birden bilerek harikalar yarattı. bahis oynasa köşeyi dönmüştü, sadece 3 bira kazanabildi. çeyrek finalden itibaren ise şampiyon da dahil olmak üzere en başarılı tahminleri ben yaptım. göbeğim de kazandığım biralar oranında büyüdü. şimdi dünya basketbol şampiyonasına kadar dinlendiriyorum.
etiketler
2010,
bira,
dünya kupası,
güney afrika,
tahmin
Ben bir filim: Inception
Ben bir filim: Inception: "**** 4/5 Louis Malle Billy Wilder'a demiş ki: 'Son filmim muhteşem oldu Billy. Tam 2.5 milyon dolar harcadım.' 'Hmm,' demiş Billy Wilder,..."
Cumartesi, Temmuz 24, 2010
gagdüs
uzun ve korkunç bir büyüme sürecinin -kaktüs topunun üzerinde tüylü pipi gibi bir şey çıktı ve büyüdükçe büyüdü- sonucunda kaktüslerimden biri bir sabah çiçek açtı. aynı gün içerisinde de soluverdiler. heyecan verici bir andı. acayip güzel kokuyorlardı bu arada. tekrar açacakları anı bekliyorum.
Perşembe, Temmuz 22, 2010
call dream
kim yapmış ne zaman yapmış bilemiyorum. bu yoldan en son 1-2 hafta önce geçtim, böyle bir şey yoktu.
ortaköy'den başlayıp beşiktaş'a kadar gidiyor. önce tek bir yerde yapılmış sandım, ama birkaç kilometre boyunca aralıklarla boyanmış taşlar. az buz iş değil. öyle gece, gizli gizli yapılmış bir etkinlik gibi de durmuyor ama kim, ne zaman, nasıl yaptıysa ellerine sağlık, pek hoş olmuş.
ortaköy'den başlayıp beşiktaş'a kadar gidiyor. önce tek bir yerde yapılmış sandım, ama birkaç kilometre boyunca aralıklarla boyanmış taşlar. az buz iş değil. öyle gece, gizli gizli yapılmış bir etkinlik gibi de durmuyor ama kim, ne zaman, nasıl yaptıysa ellerine sağlık, pek hoş olmuş.
etiketler
gözlem gücü,
istanbul,
kamusal,
sanat,
türkiye
kli malı
teknoloji tabi büyük bir hızla ilerliyor. özellikle küresel ısınma ve sigara yasağına paralel olarak iklimlendirme sektöründe de çeşit çeşit yenilik gözümüze çarpıyor. alttan üfleyen, üstten üfleyen, palmiye, uzun sütun şeklinde, tepeden harlayıp kışın bile terleten, su püskürten, iyonlu hava üfleyen, dil çıkaran, kuyruk sallayan, kısaca her tür zamazingo mevcut. ama tabi ki kullanıcı odaklı olmayan tasarımın her zaman bir takım eksiklikleri oluyor. işte mesela sarıyer nüfus müdürlüğündeki arkadaşların aslında çok basit bir ihtiyacına cevap veremiyor klimalar. o zaman da kullanıcılar kendi çözümlerini yaratıyorlar doğal olarak. direk karşıya üfleyebilen klima istiyoruz.
Pazartesi, Temmuz 19, 2010
arabada ipod evde ipad
arabada ipod dinlemek diye bir şey yoktu eskiden. eski derken mesela 1988'de Kefken'e giderken Sezen Aksu '88 takılırdı teybe, Sarışın'dan girilir Kavaklar'dan çıkılırdı. Kasetlerin bir ara dönem ürünü olarak kısa sürede miyadını doldurmasının ardından dijital müziğin ve kişisel müzikçalarların hızlı yükselişi başladı. Ancak otomotiv endüstrisi bu yükselişi aynı hızla takip edemedi. Hamdi'nin (eski Ford K'm) sadece basit bir radyo ve kasetçaları olduğundan kelli arabada ipod dinlemek pek mümkün olmuyordu. Uzun yolda yan koltuğa laptop açıp oradan müzik dinleyen insanlar tanıdım. Herneyse sonra yavaş yavaş gerekli techizat da üretilmeye başladı kişisel müzikçalarların kollektif dinlenimi amacıyla. Bunun arabada ipod imkanı sağlayan -benim gördüğüm- ilk örneği basit bir kaset modülatörü -ismi salladım- idi.
geçen gün bir arkadaşın arabası ile tatile gitmeye niyetlendiğimizde ise artık bu meretin de işe yaramayacağını fark ettim, zira kendisinin arabasında sadece cd girişi bulunmakta idi. cd'ye kablo bağlayıp teybe takmak pek mantıklı olmayacağından bu soruna bir çözüm bulunduğuna emin olduğum Karaköy Yeraltı Çarşısı'na gittim. Uzun ve detaylı bir dolaşma sonucunda bu amaca yönelik -çeşitleri olsa da- tek bir ürün olduğunu fark ettim. Bu ürün temelde araba çakmağı girişli bir mp3 çalar ve radyo vericisi. İçine istediğimiz şarkıları yüklediğimiz mp3 çalarımızı arabanın çakmağına takınca gereç belli bir frekanstan yayın yapmaya başlıyor. Biz de aracımızın teybini o frekansa ayarladığımızda mp3 çalarda çalan şarkıyı dinleyebiliyoruz. Bunun 1gb'lığı 2gb'lığı ekranlısı ekransızı, uzaktan kumandalısı, gözlerinden ateş saçanı falan her çeşidi var. En ucuzu benim görebildiğim kadarıyla 30 tl.
benimki bunun siyahıydı
geçen gün bir arkadaşın arabası ile tatile gitmeye niyetlendiğimizde ise artık bu meretin de işe yaramayacağını fark ettim, zira kendisinin arabasında sadece cd girişi bulunmakta idi. cd'ye kablo bağlayıp teybe takmak pek mantıklı olmayacağından bu soruna bir çözüm bulunduğuna emin olduğum Karaköy Yeraltı Çarşısı'na gittim. Uzun ve detaylı bir dolaşma sonucunda bu amaca yönelik -çeşitleri olsa da- tek bir ürün olduğunu fark ettim. Bu ürün temelde araba çakmağı girişli bir mp3 çalar ve radyo vericisi. İçine istediğimiz şarkıları yüklediğimiz mp3 çalarımızı arabanın çakmağına takınca gereç belli bir frekanstan yayın yapmaya başlıyor. Biz de aracımızın teybini o frekansa ayarladığımızda mp3 çalarda çalan şarkıyı dinleyebiliyoruz. Bunun 1gb'lığı 2gb'lığı ekranlısı ekransızı, uzaktan kumandalısı, gözlerinden ateş saçanı falan her çeşidi var. En ucuzu benim görebildiğim kadarıyla 30 tl.
işte böyle bir şey
Ama ben bundan almadım. Neden diye soracak olursanız birincisi karşınıza ipod'dan piranha'ya aktarma yapmak gibi ek bir iş çıkartıyor, ki bunula uğraşmak istemem. İkincisi kapasitesi oldukça az, benim gördüğüm modeller 1 ya da 2 gb idi. Üçüncüsü de bunun mp3 çalarsız olanından görmüştüm o kalmış aklımda. Nerde gördüm nerde gördüm diye düşünürken hatırladım. O yüzden veda ettim Karaköy'e. Bir arkadaşımda gördüğüm bu gereç basit olarak sadece bir fm vericisi. bir ucu yine araba çakmağına bir ucu da -jack değil- ipod şarj girişi ile -ince ve geniş olan hani- ipod'a bağlanıyor. İkisi arasında bir gösterge ekranı var. Yine aynı şekilde aleti istediğimiz frekansa getirip, arabanın radyosunu da o frekansa getirip müziklerimizi dinleyebiliyoruz. Belkin marka bu ürünün son modelinin fiyatı 69 dolar falan. Türkiye'de yok sanırım ve daha ucuzu var mı bilemiyorum.
adamlar yapmış
Son olarak bütün bu gereçlerin tek bir dezavantajından bahsederek konuyu kapatalım. İstanbul gibi büyük ve radyo çöplüğü bir kentte yaşıyorsanız, bu aleti kullanmaya çalıştığınız noktada göreceksiniz ki bütün fm frekansları dolu. Ancak en başlarda ve en uçlarda yer bulabiliyorsunuz ama bu bile çok zor. Şehirlerarası kullanım için güzel, şehiriçinde kullanmak için sıkıntılı olabilir.
etiketler
adaptör,
değerlendirme,
fm,
ipod,
müzik,
müzikçalar,
tasarım,
yorum,
ürün tasarımı
gömer dürümdil
sen bu aşkı bana zehir ettin zömer. ama tabi suç sende değil seni oraya koyanda. yine de umarım ki birileri de sana çok sevdiğin bişeyleri zehir eder.
etiketler
2010,
dünya kupası,
futbol,
güney afrika,
hey yarabbim,
komik,
ömer üründül
müzikli nahit menteşe
müzik kutusu mantığının süpersonik bir şekilde kapı menteşesine aktarılmış hali. takdir ettim. ama peki müzik kutuları şimdi bir tarafa döndürülürken müzik çalar sadece. kapıyı kaparken ne oluyor o zaman? onu bilemedim.
etiketler
kapı,
müzik,
ürün,
ürün tasarımı
dingiltere
etiketler
2010,
dünya kupası,
futbol,
ingiltere,
komik
dummkopf
son zamanlarda akış diyagramlarına ayrı bir ilgi duymaya başladım. zaman zaman fazla sınıflandırıcı olsa da güzel kurulduğu zaman kompleks durumları açıklamakta üzeine yok.
etiketler
akış diyagramı,
erkek,
ilişki,
kadın,
komik
kaka çanağı
her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. özellikle bebeği çevirerek klozet ünitesine takma fikrine bayıldım. bu tip bir şeyler lazım yoksa yakın zamanda bebek bezleri arasında boğulup gideceğiz.
etiketler
bebek,
bebek bezi,
komik,
ürün,
ürün tasarımı
eklemesi ayıp: stefın
konuyla ilgili bundan daha fazla güldüğüm tek şey family guy'daki stefın ve karısının kavga ve seks sahneleri idi.
etiketler
komik,
lego,
stephen hawking
Pazar, Temmuz 18, 2010
hurafenin dibie
etiketler
hurafe,
mantıksız,
periyodik tablo,
saçmalık
Perşembe, Temmuz 15, 2010
Pazar, Temmuz 11, 2010
yıl 70 iş bitmiş
2070'deki dünyanın 2006 yılından -belki daha eski bilemiyorum, bana gelişi 2006 (2002 imiş)- yapılmış öngörüsü. bence böyle olmaz da toplum genel anlamda ikiye bölünür. zenginlerin ortalama yaşam süresi 100 yıl falan olur, yapay organlar, tıptaki yeni gelişmeler falan derken. fakirler de avucunu yalar, birbirlerini yerler.yıl 2070
View more presentations from alanstrang.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



















