hafıza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hafıza etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 06, 2009

in the white darkness

"in the white darkness" Reiner Strasser tarafından yapılmış hafıza üzerine etkileşimli bir çalışma. başlığa tıklayarak web sitesine ulaşabilirsiniz.

The work was created by Reiner Strasser in collaboration with M.D. Coverley (Marjorie Coverley Luesebrink) over a period of 9 months in 2003/04.
It assimilates and reflects the experience with patients fallen ill with Alzheimer's or Parkinson's diseases, showing the fragility and fluidity of memory from a subjective point of view.
„It was not the erasure that mattered so much as the act of trying to recover what we no longer can identify.“ (M.D. Coverley)
From the pulsing dots of the background-interface different events can be started, played (and combined). In this process the experience of remembering and loss of memory can be re-created in the appearance and disappearance of words, pictures, animations and sounds. Memories (readable with a general metaphorical meaning) are unveiled and veiled in transition at the same time, arranged by or using your own memory.

Çarşamba, Ağustos 22, 2007

kırmızı saçlar

komün olarak yaşadığımız -2002 ya da 2003- yazında bir gün ırmaklarda oturup ne yapsak ne yapsak diye düşünürken saçlarımızı boyamaya karar vermiştik. sonra benim saçlarım ateş kırmızısı gibi bir renk olmuştu. annem ilk başta fark etmeyip, sonra ağlamaya başlamıştı, kız gibi olmuşsun diye. parasını vereyim kendi rengine boyat tekrar diye üstelemişti. bir süre yüzüme bile bakamıyordu. neyse sonra alıştı. saçlarımın güneşte açıldığını sanan annanem bile 'benim turuncu oğlum' diye seviyordu beni.

esas değinmek istediğim konu ise başka. benim bu halim o dönem hiçbir şekilde belgelenmemiş. yani ilerde çocuklarıma anlatayım desem, bir fotoğraf bir video gösterip 'aha bakın böyleydim' demem mümkün değil. o yüzden kırmızı saçlı başımın fotoğrafının başına ödül koyuyorum. her kim ki o halimin bir belgesini bulur getirir, o kişiye benim tarafımdan en ala içki ısmarlanır. böyle biline.

Pazartesi, Nisan 09, 2007

tek başına


Bu şehrin tadı bazen en iyi tek başına çıkıyor. İlkbaharda, gündüzleri ve güneşli günlerde. Kimseye odaklanmak zorunda kalmadan, üşümeden, ıslanmadan, terlemeden, sadece ve sadece şehre ve ona ait olanlara bakarak.

Ancak böylesine açıkken zihnin, fark edebiliyor ve anlayabiliyorsun olağandışılığını ağır ağır ilerlemesini annesinin omzunda uyuyan çocuğun, anlamsızlaştıkça vazgeçilemez oluşunu dükkanının önünü süpürmesinin ama aslında temizlememesinin yaşlı amcanın, kuşkucu umusamazlığını gömleğini pantolonunun içine sokarken etrafı kuşkulu bakışlarla süzen adamı ve zamanı parçalayışını yavaş yavaş azalan bira köpüğünün.

Ancak bu yalancı yabancılaşmayı yaşadığında şehrin dışına çıkabiliyor ve ona o aslında var olmayan noktadan bakabiliyorsun. Çünkü ne kadar kandırsan da kendini, ne kadar uzaklaşsan da, uzaklaştırsan da kendini, hala onun içindesin, hala ona aitsin ve hala aynı dili konuşuyorsun onunla. Anlamamazlıktan gelemiyorsun o yüzden de, o seninle konuştuğunda.

Çok fazla sürmüyor bu kopuş, sonra yine tanıdık bir şarkı, bildik bir yüz, alışıldık bir hareket tutup geri getiriyor seni. Kaçabiliyorsun ama saklanamıyorsun. Ne kendini ondan, ne onu kendinden koparıp atabiliyorsun. Köklerin çok derinlerde başın toprağın üzerinde olsa bile, gidemiyorsun başka şehirleri özlesen bile.

9.4.7.15.30.a.nevizade

Perşembe, Ocak 18, 2007

hafiza kaybı

bugüne kadar tonlarca şey yazdım da hafıza kaybı ne menem birşeydir, rakı ve balığın yanında nasıl gider, paket yaptırıp evde yiyebilir miyiz gibi soruların cevabını hiç vermedim. hafıza kaybı aratıp da bu blog'a gelenler sadece benim birbirinden süperli hafıza kaybı maceralarım konusunda fikir sahibi oldular.
bütün sevenlerim için bu kavramı azıcık açıklayayım dedim. işte hafıza kaybı konusunda çeşitli kaynaklardan sizin için derdiğimiz demetler. her terimin tam türkçe karşılığını bilmediğim için onları ingilizce bırakıyorum. eksik ya da yanlış yanlarını manik depresif ya da gorg arkadaşımız tamamlarlar elbet:

hafıza kaybı dediğimiz olay yani amnezi, hafızamızın çeşitli şekillerde düdüklenmesi durumuna verdiğimiz isimdir. bunun temelde iki sebebi olabilir, organik ya da fonksiyonel. organik hafıza kaybı kafamıza saksı düşmesi, eğer bir türk filmindeysek araba çarpması ya da menenjit olmamız -tramva yahut hastalık dolayısıyla oluşan beyin hasarı-, ya da sabah akşam sakinleştirici içmemiz dolayısıyla ortaya çıkabilir. aklımıza mukayyet olmak bu yüzden önemli, birinin aklımızı alması bu yüzden tehlikelidir.

fonksiyonel olanlar ise savunma mekanizması gibi psikolojik nedenlerlen ortaya çıkabilir. mesela cocukken tecavüze uğradıysak isterik tramva sonrası hafıza kaybından muzdarip olabiliriz. ya da özellikle orta yaşlı ya da yaşlı bir erkeksek ani global hafıza kayıpları da gelebilir başımıza, bir günden kısa süreli unutkanlıklar, yeni olmuş olayları hatırlayamama gibi sorunlar baş gösterebilir.

temelde böyle, değişik değişik hafıza kayıpları, hafıza kaybına neden olan hastalıklar, hafıza kaybı ile ilgili filmler ve hafıza kaybından faydalanılarak oynanabilecek oyunlara bilahare değineceğim

Salı, Ekim 22, 2002

unuttum

bugün neleri unuttum:
sabah arabayi çok boktan bi yerde çevirmeye çalisirken vitesi geriden bire almayi -ama kisa surdu felaket olmadi-
öglen yemegi yemeyi
ögleden sonna (2 gibi) -tabiki- dersin oldugu sinifin numarasini
ööleden sonna (3 gibi) dersin arasinda kantine sirf kahve almak icin indigim halde kahve almayi -ama hatirladim son anda-
aksamleyin arabanin farlarini yakmayi ve yine vitesi geriden bire almayi -bi gün toslicam bi yere o olucak-
gece: su an hatirlayamadigim fakat yarin kafami duvarlara vurdurucak bicok seyi
allam nolucak benim bu halim?

Pazartesi, Ekim 21, 2002

birinci sinifta kullandigim silginin kokusunu hatirliorum.
ilkokulda sürekli cignedigim turbo sakizinin tadini hatirliorum.
3 yasinda kafami kalorifere çarpinca hissettiim aciyi hatirliorum.
5 yasinda kefken'de gordügümüz ayi gibi inegi hatirliorum.
ama elimde tuttugum birseyi nereye koydugumu, koridorda yürürken nereye gitmekte oldugumu, dersimin hangi fakültede oldugunu, yada bir ay boyunca aklimda olan özel günleri günü geldiginde unutuyorum.
salak miyim neyim?