köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Aralık 30, 2010
Pazar, Mart 07, 2010
köpek faşizmi
istanbul'daki sokak hayvanlarına yapılan kıyımdan bahsediliyor farklı ortamlarda. özellikle sokak köpeklerinin periyodik olarak toplanıp ormanlarda terk edildilerek ölüme bırakıldığını biliyoruz. bazı insanlar ve kurumlar da buna karşı bir şeyler yapabilmek için uğraşıyor. peki bu katliam ne zaman başladı? aslında belki de çoğumuzun aklına gelebilecek tarihten çok daha önce. 1800'lü yılların başında 2. Mahmut'un emri ile İstanbul'un sokak köpekleri Sivriaada'ya (Hayırsızada) götürülerek ölüme terk ediliyor. 1908 devriminden sonra ise Jön Türkler'in icraatlarından biri olarak 1910'da 40 bin kadar köpeği yine aynı adaya bırakılıyor. Cumhuriyet döneminin bu "soruna" bulduğu çözüm de aynı. 1936 yılı boyunca İstanbul sokaklarından 20 bin kadar köpek temizleniyor. Topbaş rejimi altında da sayısının on binleri bulduğunu düşündüğüm sokak köpeği hayatını kaybetti ve kaybetmeye devam ediyor. aslında çok da şaşılacak bir durum yok. sevgi ve merhamet de bir yere kadar. hayvanları severiz ama o sokak köpekleri falan, çok pis yani.
1910 senesindeki temizlikten resimler
Salı, Nisan 28, 2009
bir ibret öyküsü
gece gece beni benden alan şu hikayeyi sizlerle paylaşmak istiyorum:
gencin biri köpek almak üzere eminönü'ne gidiyor ve oradaki hayvancılardan kendisine bir adet chow chow alıyor. hani böyle pofuk gibi süper tüylü ve suratı kamyon çarpmış gibi olan köpeklerden.
neyse alıyorlar köpeği eve getiriyorlar. ama köpek böyle bir bezgin, bir yorgun. sürekli uyuyor. yemek veriyorlar yemiyor. bir tek et yiyor. sonra yine uyuyor. hasta mı acaba diye düşünüyorlar. neyse efendim köpek böyle habire uyumaya devam ediyor. ancak bir süre sonra köpeğin patileri şişmeye başlıyor. aile bu durumdan iyice kıllanıp hayvanı veterinere götürüyor.
ve hayvanın ayı olduğu ortaya çıkıyor. bayağı bildiğin ayı.
yaklaşık 15 dakika güldükten sonra olayı bu sefer sonunu bilerek tekrar canlandırıyorum gözümde. çocuğun eminönü'ne gidişi. herşeyden habersiz dükkanlara bakışı. uyanık bir esnafın çocuğu kafalaması (gel abicim çavçav var bizde, bak bu 1 aylık, burdan da ucuza bulamazsın ha!). çocuğun ucuza kapattığı köpeğini alıp neşe içerisinde eve getirişi, sürekli uyumasından ve kuru mama yememesinden endişelenmesi ve muhteşem bir son. en yakın veterinerin kedi ve köpek kokulu salonunda bekleyen aile. hepsi veterinerin gözünün içine bakıyor. "köpeğinizde narkolepsi var", ya da "chow chowlar ilk aylarda kuru mama yemez" gibi bir açıklama bekliyor. veteriner çocuğun gözlerinin içine bakıyor:
"köpeğiniz, nasıl söylesem bilemiyorum, köpeğiniz aslında köpek değil." ben veteriner olsam osura osura gülerdim herhalde. yazık tabi bi yandan.

gencin biri köpek almak üzere eminönü'ne gidiyor ve oradaki hayvancılardan kendisine bir adet chow chow alıyor. hani böyle pofuk gibi süper tüylü ve suratı kamyon çarpmış gibi olan köpeklerden.
neyse alıyorlar köpeği eve getiriyorlar. ama köpek böyle bir bezgin, bir yorgun. sürekli uyuyor. yemek veriyorlar yemiyor. bir tek et yiyor. sonra yine uyuyor. hasta mı acaba diye düşünüyorlar. neyse efendim köpek böyle habire uyumaya devam ediyor. ancak bir süre sonra köpeğin patileri şişmeye başlıyor. aile bu durumdan iyice kıllanıp hayvanı veterinere götürüyor.
ve hayvanın ayı olduğu ortaya çıkıyor. bayağı bildiğin ayı.
yaklaşık 15 dakika güldükten sonra olayı bu sefer sonunu bilerek tekrar canlandırıyorum gözümde. çocuğun eminönü'ne gidişi. herşeyden habersiz dükkanlara bakışı. uyanık bir esnafın çocuğu kafalaması (gel abicim çavçav var bizde, bak bu 1 aylık, burdan da ucuza bulamazsın ha!). çocuğun ucuza kapattığı köpeğini alıp neşe içerisinde eve getirişi, sürekli uyumasından ve kuru mama yememesinden endişelenmesi ve muhteşem bir son. en yakın veterinerin kedi ve köpek kokulu salonunda bekleyen aile. hepsi veterinerin gözünün içine bakıyor. "köpeğinizde narkolepsi var", ya da "chow chowlar ilk aylarda kuru mama yemez" gibi bir açıklama bekliyor. veteriner çocuğun gözlerinin içine bakıyor:
"köpeğiniz, nasıl söylesem bilemiyorum, köpeğiniz aslında köpek değil." ben veteriner olsam osura osura gülerdim herhalde. yazık tabi bi yandan.

Kaydol:
Yorumlar (Atom)


