istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Nisan 25, 2013
beeeen geldim gidiyorum.
fazla söze gerek yok. sade, içten ve ilginç bir çalışma olmuş.
ben geldim gidiyorum / I've come and I am gone by metin akdemir from metin akdemir on Vimeo.
Awards
1st Mozaik Short Film Festival Best Documentary Film 2011
12th Altın Safran Film Festival Best Amateur Documentary Film 2011
18th Adana Altın Koza Mediterranean Short Film Competition Special Jury Prize 2011
6th Datça Altın Badem Festival Documentary Competition, Winner of 2nd Prize 2011
4th DukaFest Sarajevo Best Director 2011
8th. Akbank Short Film Festival Best Documentary Film 2012
5th İnönü University Short Film Festival Best Documentary Film 2012
2nd Eskişehir King Midas Short Film Festival Winner of 2nd Documentary Film Prize 2012
5th Mediterranean Split Film Festival Best Short Film 2012
2nd Altın Kepenk Short Film Competition Winner of 2nd Prize 2012
5th Kristal Klaket Fatih University Short Film Competition Second Prize 2012
26th Montenegro Film Festival Special Jury Prize 2012
2012 Hisar Short Film Selection (10 Best Short Film of Turkey)
etiketler
istanbul,
metin akdemir,
sokak,
sokak satıcısı,
türkiye,
video
Cuma, Ağustos 19, 2011
dev orkestrayla konser keyfi
muazzez ersoy'un 'seksi görünmek için elimi ağzıma sokmuyorum sadece dişime bir şey kaçtı' konserleri muazzam bir başarıya ulaştı.
etiketler
hey yarabbim,
istanbul,
konser,
muazzez ersoy,
nostalji
kopyalama kültürü
müthiş bir kültür bu. dünyanın başka herhangi bir yerinde bu derece bir çılgınlık, bir isteri, bir fenomen haline dönüştüğünü sanmıyorum.
unkapanı'na gittiğim gün
istanbul'da müzik endüstrisinin kalbi artık unkapanı'nda atmıyor. bolca manifaturacı var etrafta. hoş imç'nin açılımı istanbul manifaturacılar çarşısı zaten. her neyse, 950 liraya klip çektirmek mümkün.
çarşının duvarlarında bedri rahmi eyüboğlu'nun enfes mozaikleri var.
çarşı yıkılırsa bu moziklere ne olacak? -retorik soru-
bunu da bedri rahmi mi yapmış? sanmıyorum, ama çok güzel.
çarşının hemen arkası vefa. bozacısı, lisesi ve otoparkı.
Perşembe, Ağustos 18, 2011
Salı, Ağustos 16, 2011
hey hey hey, taksi.
akp'li değilmiş. milliyetçi değil ülkücüymüş. 52 senedir narkozdaymış. uyutmuşlar onu meğer. şimdi uyanmış. gerçek hizmeti son 10 senede görmüş. 600 yıllık tarihimiz dört tane sünnetsize emanet edilmişmiş. şimdi hatırlanıyormuş. akp neyi satmış? yok pahasına mı satmış? daha öncekiler satmayı becerememişmiş. kriz mi olmuş? taksicilik üçüncü ek işiymiş. adam teğet geçecek demiş geçmiş. şimdi amerika'da kriz olunca tabi ki burayı da biraz etkileyecekmiş. gerçek liderin nasıl olduğunu taydoğan'da görmüş. benim de gerçekleri görmem, kabul etmem gerekiyormuş. benim onları (!) ikna etmem gerekiyormuş. sabah sabah sinir bozukluğu hiç yoktan.
etiketler
düz adam,
hey yarabbim,
istanbul,
taksi,
taksici,
türk kafası
Perşembe, Şubat 24, 2011
yapıbozun
bu sabah taksim-santral yolculuğunda serviste yer kalmayınca en önde mecburen başbakanın üzerine oturdum, daha doğrusu resminin üzerine. şöförünkine çok yakın bir görüş açısıyla yol boyunca etrafa baktım.
servise binmek için beşiktaş'tan taksim'e gelirken yenilenmekte olan deniz müzesinin, onun yanında yerine yerin altına inecek bir otel yapılacak olan eski astro türk tütün fabrikasının, başbakan için yeniden düzenlenen alanda artık olmayan otobüs durağının, üst geçidin, iskelenin yanındaki çay bahçesinin önünden geçmiştim.
solumdan dolmabahçe sarayı akarken sağ tarafımda onun arka bahçesine kondurulmuş olan swissotel yükseliyordu. artık yıkım kararı çıkmış olan Mithatpaşa ya da İnönü ya da Dolmabahçe ya da Fi-Yapı Stadyumu'nun etrafından dönerken sağda -eğer böyle bir şey varsa- dünya imar planları tarihine geçecek bir operasyonla -ve herşeye ve herkese rağmen- yapılıvermiş süzer plaza a.k.a 'gökkafes' tüm ihtişamı ile boğaza bakıyordu. içim sıkışarak taksim'e ulaşmıştım.
hayalet akm'nin önünden kalkan servis, önce taşkışla'ya hava atan hyatt ve ceylan intercontinental otellerinin sonra yıkılıp yerine yenisi yapılan divan oteli'nin önünde kırmızı ışıkta durdu. cumhuriyet caddesini dikine geçip dolapdereye doğru inerken solda sanırım sadece ön cephesinin önemli olduğu düşünülmüş olan habertürk binası, sağda ise zaten yüksekte olan tepenin (elmadağ) üzerine bir dev gibi kondurulduğundan aşağıki vadiye (dolapdere) kafa tutan rixos binası vardı.
bir şehrin hafızası binalarına siner. binalar yıkılınca anılar da yiter.
servise binmek için beşiktaş'tan taksim'e gelirken yenilenmekte olan deniz müzesinin, onun yanında yerine yerin altına inecek bir otel yapılacak olan eski astro türk tütün fabrikasının, başbakan için yeniden düzenlenen alanda artık olmayan otobüs durağının, üst geçidin, iskelenin yanındaki çay bahçesinin önünden geçmiştim.
solumdan dolmabahçe sarayı akarken sağ tarafımda onun arka bahçesine kondurulmuş olan swissotel yükseliyordu. artık yıkım kararı çıkmış olan Mithatpaşa ya da İnönü ya da Dolmabahçe ya da Fi-Yapı Stadyumu'nun etrafından dönerken sağda -eğer böyle bir şey varsa- dünya imar planları tarihine geçecek bir operasyonla -ve herşeye ve herkese rağmen- yapılıvermiş süzer plaza a.k.a 'gökkafes' tüm ihtişamı ile boğaza bakıyordu. içim sıkışarak taksim'e ulaşmıştım.
hayalet akm'nin önünden kalkan servis, önce taşkışla'ya hava atan hyatt ve ceylan intercontinental otellerinin sonra yıkılıp yerine yenisi yapılan divan oteli'nin önünde kırmızı ışıkta durdu. cumhuriyet caddesini dikine geçip dolapdereye doğru inerken solda sanırım sadece ön cephesinin önemli olduğu düşünülmüş olan habertürk binası, sağda ise zaten yüksekte olan tepenin (elmadağ) üzerine bir dev gibi kondurulduğundan aşağıki vadiye (dolapdere) kafa tutan rixos binası vardı.
bir şehrin hafızası binalarına siner. binalar yıkılınca anılar da yiter.
etiketler
akm,
beşiktaş,
deniz müzesi,
divan,
dolapdere,
dolmabahçe,
elmadağ,
gökkafes,
habertürk,
inönü stadı,
istanbul,
mimari,
otel,
rixos,
şehir,
yorum
Salı, Şubat 15, 2011
denet adam
denet adam taksim meydanı'na taksim parkının tam girişine kurulan ucube dev koni ekrana baktı. devrim sonrası rusya'sından fırlamış gibi görünen bu yapının tepedeki yaklaşık 10'da 1'lik kısmın yamuk olduğunu fark etti. ayrıca ekran üzerinde piksel görevi gören ışıklar çok seyrek bir şekilde yerleştirilmişti ve koni de yukarıya doğru çok fazla daralıyordu. bu da üzerinde yazan yazıların okunmasını zorlaştırıyordu. ayrıca koni üzerinde akan yazılar akıcı bir şekilde ilerlemiyordu. denet adam hangi aklı evvelin böylesine saçma bir yapıyı tahayyül edip hangi sebeple oraya diktirmiş olabileceğini düşündü.
etiketler
belediye,
denet adam,
ekran,
hey yarabbim,
istanbul,
koni,
taksim
Çarşamba, Şubat 02, 2011
yimeh gaşşığı
almanya'nın en fantastik restoranıymışcasına beşiktaş'ta açılıverdi kochlöffel. sanırsın ki almanya'da nereye baksan, ne yöne dönsen kochlöffel. almanya'da 94 şubesi olan bu zincirin berlin, hamburg, münih, stuttgart gibi şehirlerde tek bir şubesi bile yok. ee ne demişler at yalanı, seveyim inananı.
bugün sipariş verdim kendisinden baget'i -bizim köyde tavuk budunun alt kısmına baget derler- yanlış anladığım için göğüs etli vasat bir baget sandviç yedim. beğenmedim. bir dahakine köşedeki kanatçıdan söyleyeceğim.
bugün sipariş verdim kendisinden baget'i -bizim köyde tavuk budunun alt kısmına baget derler- yanlış anladığım için göğüs etli vasat bir baget sandviç yedim. beğenmedim. bir dahakine köşedeki kanatçıdan söyleyeceğim.
etiketler
almanya,
beşiktaş,
istanbul,
kochlöffel,
tavuk,
yemek,
zincir restoran
Perşembe, Aralık 30, 2010
yakından eğitim
etiketler
eğitim,
istanbul,
projektör,
türkiye,
üniversite
Çarşamba, Ekim 20, 2010
dicle koğacıoğlu makale ödülü
ödülü kazanamadık ama makale sunum için seçilmiş. cumartesi saat 15'te sabancı'nın karaköy iletişim merkezinde. minerva han. bankalar sokağının başı hemen.
Pazartesi, Ekim 18, 2010
çok özel
'Özel Temas' diye özel eğitim kurumu olur mu hiç? Bu insanlar neden bir şekilde akıl fikir edinememişler acaba, çok merak ediyorum. Tam adı 'Özel Temas Özel Eğitim Kurumu'. Nasıl bir temas var bilemiyorum.
Gitmek isteyen olursa Beşiktaş Vişnezade Mahallesi'nde.
Gitmek isteyen olursa Beşiktaş Vişnezade Mahallesi'nde.
Cumartesi, Eylül 04, 2010
dijital arkeoloji: istanbul istanbul olalı
Sevemedi istanbul bizi
View more presentations from alanstrang.
romantik desem değil, nostaljik desem yok, zontik istanbul sunumları halkasında son nokta.
romantik desem değil, nostaljik desem yok, zontik istanbul sunumları halkasında son nokta.
etiketler
dijital arkeoloji,
istanbul,
nostalji,
romantizm,
sunum
Pazartesi, Temmuz 26, 2010
beşiktaş rehberi #3
cozutuk teyzenin hayvancı dükkanından görüntüler. biraz overcrowded bir durum var. kafesteki bu hayvancıkların çok da mutlu olduklarını sanmıyorum.
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
hayvan,
istanbul,
pet store
beşiktaş rehberi #2
beşiktaş ıhlamurdere caddesi üzerinde manyak bir hayvancı dükkanı var. manyak derken işleten kadından bahsediyorum. kendisi anlatılmaz yaşanır bir insan. böyle, nasıl desem, bir garip. bazen alışveriş yaparken gelip kızıyor, hayvanlara bakanları kovalıyor falan, ilginç bir tip işte. kendisi tükkan girişine şöyle bir duyuru yapıştırmış. işini gerçekten ciddiye alıyor olmalı. gün olur da yolunuz düşer de kadın orada yoksa...SAKIN KİMSEYE SORMAYIN. KİMSE BİLMEZ. ERGEÇ GELİR O. BEKLEYİN!
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
hayvan,
hey yarabbim,
istanbul,
komik,
pet store
beşiktaş rehberi #1
haziran ayında yandı bu bina, göz göre göre, beşiktaş'ın göbeğinde. kimse birşey yapamadı. o gün bu gündür öylece duruyor. önünden geçmek, içine bakmak, düşünmek acı veriyor insana. büyük ihtimalle tez zamanda kalan kısmı da yıkılıp yerine yeni ve çirkin bir bina yapılacak. şehrin bir çok yerinde olduğu gibi. zaten ufala ufala ç.k kadar kalmış kültürün ufak da olsa bir elemanı daha silinip gidecek. önüne de ancak önüne gidince okuyabildiğiniz bir uyarı asmışlar. eksik olmasınlar.
feebasse
Kadıköy meydana asılmış (boğanın oradaki çiçekçilerin orası) büyük bir afiş var. 19 Temmuz çakma Fenerbahçeliler Günü oldu ya birkaç senedir (biz 19 Mayıs'ta Galatasaraylılar Günü kutlayamıyoruz tabi), sağda solda bir takım aktiviteler, heyecanlanmalar görmek mümkün. Bir de bu günün adı Dünya Fenerbahçeliler Günü olarak konmuş ki sanırsın yurtdışından akın akın insan geliyor bu günü kutlamaya. Her neyse konu bu değil.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
Perşembe, Temmuz 22, 2010
call dream
kim yapmış ne zaman yapmış bilemiyorum. bu yoldan en son 1-2 hafta önce geçtim, böyle bir şey yoktu.
ortaköy'den başlayıp beşiktaş'a kadar gidiyor. önce tek bir yerde yapılmış sandım, ama birkaç kilometre boyunca aralıklarla boyanmış taşlar. az buz iş değil. öyle gece, gizli gizli yapılmış bir etkinlik gibi de durmuyor ama kim, ne zaman, nasıl yaptıysa ellerine sağlık, pek hoş olmuş.
ortaköy'den başlayıp beşiktaş'a kadar gidiyor. önce tek bir yerde yapılmış sandım, ama birkaç kilometre boyunca aralıklarla boyanmış taşlar. az buz iş değil. öyle gece, gizli gizli yapılmış bir etkinlik gibi de durmuyor ama kim, ne zaman, nasıl yaptıysa ellerine sağlık, pek hoş olmuş.
etiketler
gözlem gücü,
istanbul,
kamusal,
sanat,
türkiye
kli malı
teknoloji tabi büyük bir hızla ilerliyor. özellikle küresel ısınma ve sigara yasağına paralel olarak iklimlendirme sektöründe de çeşit çeşit yenilik gözümüze çarpıyor. alttan üfleyen, üstten üfleyen, palmiye, uzun sütun şeklinde, tepeden harlayıp kışın bile terleten, su püskürten, iyonlu hava üfleyen, dil çıkaran, kuyruk sallayan, kısaca her tür zamazingo mevcut. ama tabi ki kullanıcı odaklı olmayan tasarımın her zaman bir takım eksiklikleri oluyor. işte mesela sarıyer nüfus müdürlüğündeki arkadaşların aslında çok basit bir ihtiyacına cevap veremiyor klimalar. o zaman da kullanıcılar kendi çözümlerini yaratıyorlar doğal olarak. direk karşıya üfleyebilen klima istiyoruz.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


























