toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
toplum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Temmuz 09, 2010

robert murton

her toplum bireylerine ulaşılacak hedefler ve buna ulaşmasını sağlayacak araçlar verir.

konformistler, hedefleri de araçları da kabullenirler.
yenilikçiler, hedefleri kabul ederler ancak onlara ulaşmak için yeni araçlar bulmaya çalışırlar.
ritualistler, araçları yinelemekten hedefleri kaybederler
geri çekilenler, hedefleri de araçları da kabul etmezler (lanet olsuncular)
isyankarlar, hedefleri de araçları da kabul etmezler ama geri çekilenlerden farklı olarak bunları değiştirmeye çalışırlar.

Cumartesi, Mayıs 03, 2008

herkes bişi yapsa

herkes kendi gözünün önündeki çapakları silse dünya çok net bi yer olur. herkes kendi burnunun önünü karıştırsa dünya nefes alır. herkes kendi ciğerini temizlese dönya efor testinde iyi skor yapar. herkes kendi önündekini yese dünyada bi takım insanlar aç kalır. herkes kendi kapısının önünü süpürse dünya o süpürülen tozlar kimsenin süpürmediği bir yerde birikir, kokar. herkes kendi kendine konuşsa dünya çok gürültülü bir yer olur. herkes kendi pisliğini temizlese dünya tadından yenmez bir yer olur.

Cuma, Aralık 28, 2007

bayram abi ve yeni kıl

taa günler öncesinden başlıyor. british council. bana güzel bir bayram ve iyi bir yıl diliyor. hayatım boyunca önünden bile geçmemişim british council'in. ona ne benim bayramımdan. bu da yetmiyor, yeni yıl dileklerimi elektronik olarak göndermek istersem e-card sayfalarını ziyaret edebilirmişim. işim gücüm yok, anlamsız ve samimiyetsiz e-cardlar göndereceğim insanlara. hiç sanmıyorum biritiş kansil.




ardından miles&smiles geliyor. mutlu bayramlar diyor m&s. bu bayram da dünyanın tadını onlarla çıkaracakmışım. her uçuşuma verdiğiniz tırnak kadar hediye mille biraz zor çıkarırım. kuru kuru bayramımı kutlayacağınıza bir 200 mil verseniz bana mesela ne güzel olmaz mıydı?



ardından sabancı fırtınası başlıyor. neredeyse her departmandan tebrik mesajları yağıyor. buna isimlerini bile duymadığım insanların bireysel mesajları da eklenince iş çığırından çıkıyor.

ilk mesajımız yönetici geliştirme merkezinden. kendilerinin varlığından bile haberim yok. neyse kart fena değil ama gören de bayram süper neşeli ultra eğlenceli birşey sanacak. her kurban bayramında sokaklar insan ve koyun kanları ile sulanmıyor mu sevgili yönetici geliştirme merkezi? e-mail ile bayram kutlamayı reddeden binlerce insan trafikte saatler ve saatler geçirmiyor mu? ha renk derken kirli kırmızı ve griden bahsediyorsanız diyecek birşeyim yok tabi.




yazma becerileri merkezi, imla hataları ile dolu bir mesajla Sabancı Üniversitesi ailesine mutlu ve sağlıklı nice bayramlar diliyor. nice bayramlar lafından umutlanıyorum, belki 5-10 bayramımı birden kutlamışlardır diye.

ardından mali işler direktörlüğü bir önceki ile aynı programla hazırlandığı ayan beyan ortada ve sadece bir grafikten ibaret olan bir maille kutluyor bayramımı. ben de kendilerine maaşımın üçte birinin nereye gittiğini sormak istiyorum. tutuyorum kendimi.




bunu takip eden dakikalarda yönetim bilimleri fakültesi hiç geri kalmıyor ve aynı formatta fakat hem türkçe hem ingilizce hazırlanmış şahane mesajı ile çakıyor tebriği. yalnız mesajın ingilzcesinde 'we wish you a happy holiday season' diyor. yani aslında bayramımı kutlamıyor da bana mutlu bir tatil sezonu diliyor. bu şekilde bayram=tatil denklemi empoze ediliyor tebrikanta. ayrıca benim bildiğim season uzun süreler için kullanılan bir kelimedir. summer season, hunting season gibi. 3 günlük tatilin neresi sezon oluyor anlayabilmiş değilim.



anlamaya anlamaya bir sonraki tebriğe geçiyorum. bu da öğrenci kaynakları biriminden geliyor. 'nice güzel bayramlara' diyor öğrenci kaynakları birimi. öğrenci değilim, ama olsun yine kabul etmemezlik etmiyorum. yalnız tebrik kartı bir yerden tanıdık sanki. bu arada bu kutu kutu kartların üzerindeki resimlere de dikkatinizi çekmek istiyorum. şeker bayramı tebrik kartı olduğu ayan beyan ortada olan bu kartları yollama cesaretini/ yüzsüzlüğünü?/ tembelliğini? gösterdikleri için bütün bu birimleri alınlarından öpüyorum.






bayramınız mübarek olsun


sabancının bilimum birim, ünite. merkez ve fakültesinden aldığım tebrik mesajlarından sonra doğrudan pazarlama iletişimcileri derneği ve seyahat sigortam sekreteryası gibi abidik gubidik yerlerden mesajlar gelmeye devam ediyor. bu noktada sekreteryanın maili gerçekten evlere şenlik, umarım burada görünebilirler:


KURBAN BAYRAMINIZI EN İÇTEN DİLEKLERİMİZ İLE KUTLAR ,
BERABER GEÇİREBİLECEĞİMİZ DAHA NİCE HAYIRLI VE MUTLU
BAYRAMLAR DİLERİZ......

gözlerim doluyor. içim kalkıyor. ağlamak istiyorum. ışık hızı ile siliyorum mesajı.

sayın rektörüm karadoğan'ın bayram tebriği süsü verilmiş 'mezunkartıalırsanızbütünbuhizmetlerimizdenyararlanabilirsinizbakınne
kadarçokçalışıyoruz' mesajı geliyor. sempoş bir yapıya sahip olmaması ve ilerde faydalanabileceğim bir hizmetten bahsetmesi açısından çok fazla kızamıyorum. siliyorum ve geçiyorum.

yine beni benden alan bir bayram tebriği mail yağmuru da alman lisesi mail grubuna geliyor. en anlamadığım olay da bu. tanıdığın bildiğin adamın bayramını -illa e-mail ile kutlayacaksan- ona özel bir mail atarak kutla. ben seni hayatımda görmemişim, bayram tebriğini ne yapayım? sinirlerim tepeme çıkıyor. 'herkesin kurban bayramını mübarek olması dileği ile kutlarım'lar, 'daha önce kutlamıştım ama hadi bir daha kutlayayım'lar, 'ay ne kadar çok tebrik mesajı geldi her aybaşını bayram yapalım'lar, '136 yıldır bayram kutluyorum böylesini görmedim'ler -ne gördüğünü bir de ben anlayabilsem-, 'hem bayramınızı hem noelinizi kutlarım -öylesine de tüm dinlere eşit mesafede bir insanım'lar, 'bayramınızı kutlarım bu arada websitem yenilendi bakmaz mısınız'lar -bakmayız- ve niceleri.



buraya kadar yazdıklarım sadece mail yoluyla gelen tebrikler. facebook'u ve oradan gelen yine birbirinden sıkıcı mesajlara, oyuncak ayılara, koyun karikatürlerine ve bilimum sempoş tebriğe hiç değinmiyorum bile.

tüm bunlar bitti derken yılbaşı mesajları akmaya başlıyor, iyi seneler, mutlu yıllar, beraber sağlıklı mutlu bir yıl geçirmek dileğiyle, beraber duvara kafa atmak niyetiyle, yılbaşında kafaları bir dünya yapmanız dileğiyle, yeni yıla yepyeni donlarla girmeniz temennisiyle, en kötü yılımız böyle olsun lan dilerim, yeni yılınızı en içten böreklerimle kutlarım be, yeni yılda bütün kalorüferler istediğiniz gibi olsun işallah....çıldırmak işten değil.

Salı, Şubat 27, 2007

anahtar kelimeler: almanca seni s*kerim ne demek

hollanda'da yaşayan bir arkadaşımız bu tümcenin almanca anlamını merak etmiş.
öncelikle şunu söylemek istiyorum ki ben s*kmenin türkçesi'ne de almancası'na da karşıyım.
eğer bu cümle kavgada başka birine söyleniyorsa daha anlamlı ve mantıklı kelimeler seçilebilir. mesela:
'ben seni çok pis döverim' -ich werde dich heftig verprügeln-
'ben senin ağzını burnunu kırarım' -ich werde deinen Mund und/oder deine Nase brechen-
'ben senin kelleni vücudundan ayırırım' -ich werde dein Kopf von deinem Körper trennen-

yok eğer karşı cinsle bir cinsi münasebete girileceğini ifade etmek amacıyla kullanılacaksa kadınların %99'unu bu eylemden soğutacak malum cümle yerine daha yumuşak, sevgi dolu, tahrik edici cümleler kurulabilir, yine örneklendirelim:

'ben seninle çok güzel sevişirim' -ich werde so schön mit dir kuscheln-
'ben senin ağzını burnunu öperim' -ich werde deinen Mund und/oder deine Nase küssen-
'ben senin külotunu vücudundan ayırırım' -ich werde dein Höschen von deinem Körper trennen-

Bu kadar yol göstermeden sonra hala yok ben illa seni s*kerim ne demek öğrenecem diyen varsa, aratsın başka yerden bulsun ben birşey demiyorum.

umre yapmayan kalmasın!

yurtdışı gezilerine temsilci seçmenin zorluklarını hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? hepimiz hayatımızın bir döneminde genel başkanlık ya da başbakanlık yaptık muhakkak.
benel gaşkan/ başkakan olmanın en güzel yanlarından biri de diplomatik görüşme, ikili antlaşma, ticari ilişkilerin güzelleştirilmesi kisvesi altında adını bile duymadığımız ülkelere gitmek, hiç görmediğimiz şehirleri görmektir.

Ama tek başına da gidilmez bu şehirlere, insanın canı sıkılır, hem devlet o kadar para ayırmıştır, uçak vermiştir, boşa gitmesindir bu imkanlar. Bu sebeple parti başkanları -bunların görevi yanlış anlaşılmıştır, bir parti başkanını birincil görevi güzel partiler organize etmek insanları bir araya getirmektir-, başkakanlar yanlarına muhabbeti hoş, eğlenceli parti üyeleri seçerler. Eskiden daha kolay olan bu seçim işlemi villetmekili sayısının 540 gibi fantastik bir rakama çıkarılması ile zor bir hale gelmiştir. Hele bir de tek başınıza iktidarda iseniz, hangi bir villetmekilinizi seçeceğinizi şaşırırsınız. İşte böyle şaşkınlar için alternatif yöntemler öne sürmek boynumun borcudur. Akademik tanınma açısından bu yöntemin adına 'kaleye mum dikme' metodu adı veriyorum:

Yurtdışı gezilerine -adı gezi bir kere-, gidecek kişilerin yapılacak ziyaretlerin içeriği ile bir ilgisi olması gerekmediğini hepimiz zaten biliyoruz. Villetmekili olmak ve gidilecek ülkenin adını telaffuz edebilmek o geziye katılabilmek için yeter ve geçer koşullardır. Ve fakat bu iki koşulu sağlayan birden fazla kişi olabilir. Bu durumda yapılması gereken parti villetmekillerinin çıkarlarını ve ortalama refah ve kültür seviyelerini gözetmektir. Bir örnekle açıklayalım:

Ahmet bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda başkakandır. hemen yarın 5. hep beraber hurma yiyelim zirvesi için cidde'ye gidecektir. Ancak hem yalnız başına gitmek istememekte, hem de suudi arabistan gibi çok sevilen, çok güzel otelleri olan bir ülkeye gitmeyi herkes istediğinden bir seçim sorunu yaşamaktadır. Olası bir çözüm adaylarla bir mülakat yapmaktır ancak bu çok zaman alacaktır ve Ahmet'in o kadar zamanı yoktur. İşte bu noktada Ahmet'in yapması gereken, o ülkeyi görmemiş, onun nimetlerinden faydalanmamış kişileri seçerek partisinin ortalama kültür ve deneyim düzeyini yükseltmektir.
Bunun için Ahmet seslice bağırır:

-Aranızda hurma yemeyen var mı?

Kırk elli beş kişi parmak kaldırır. Arada hurma yemiş olmasına rağmen parmak kaldıran Mehmet ve İzzet'i elemesine rağmen geride hala kırk elli üç aday vardır. Bunun üzerine şöyle der:

-Hurma yeeemek isteeeyen kaleeye mum diksiiiin!

Yerlerinden 123 flash gordon hızında fırlayan villetmekilleri Ahmet'in avuciçine -bu kale oluyor- parmak saplamak -mum dikmek- üzere plonjon yaparlar. Bu sayının fazla olması durumunda ilk mum diken otuz elli kişi arasında yapılacak çekiliş sonucu yirmi üç dört kişi Ahmet'le rüya gibi bir Cidde tatili kazanırlar.

Avuçiçini parmaklatmaktan hoşlanmayan genel şaşkınlar ve başkakanlar, bu yöntemi 'eliminatif anket metodu' ile değiştirebilirler. örneğin:

-daha önce hurma yememiş olan parmak kaldırsınn!

(56 kişi)

-hem hurma yememiş hem umre yapmamış olanlar?

(54 kişi)

-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü olanlar?

(53 kişi)

-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olanlar?

(52 kişi)

(Bu noktada ahmet bu işin bu şekilde sonsuza dek süreceğini farkeder, ve öss'de asıl farkı belirleyen o alengirli sorular gibi bir şart ekler)

-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olup da amcaoğlunun üzerine yapılmış şirketi olmayanlar?

(5 kişi)

-gelin lan benle!

Pazartesi, Şubat 26, 2007

bülent erkoç

az önce adının ne olduğunu bilmediğim ancak a la turca star gibi birşey olduğundan şüphelendiğim yarışma programını izlerken aklıma geldi.

bu ülkede her gün, her hafta birçok transseksüel cinayeti işleniyor, transseksüeller polis de dahil olmak üzere birçok kesim tarafından eziliyor, hakarete ve haksızlığa uğruyorlar. ancak seslerini duyuramıyorlar ya da duyursalar da kaale alınmıyorlar.

peki türkiye'nin en büyük transseksüeli kim? bülent ersoy. o kadar sevilen, o kadar herkesin bağrına bastığı bir insan ki transseksüel olduğunun farkına bile varmıyoruz çoğu zaman, hatta erkekken çektiği filmleri bile yadırgamıyoruz. peki işbu bülent ersoy transseksüeller konusunda herhangi bir eylemde bulunuyor mu acaba? onlara yardım elini uzatıyor mu? ne bileyim bir vakıf kurup sivil toplum örgütleriyle dayanışmalarını sağlıyor mu? en azından bir basın toplantısı yapıp bu konuyu gündeme getiriyor mu?



istediği şarkıyı istediği makamda okumadı diye topuğundan vurulmasına rağmen vuran kişiyi affedebilecek büyüklüğü gösteren, aldığı vatandaşlık tekliflerini elinin tersiyle çevirerek türkiye'de bir şeyler yapmak için çabalayan bir insan, kendi gibi olan ama ondan çok daha zor şartlar altında yaşayan insanlara da sahip çıksa ne güzel olmaz mıydı?

not: ülkelere göre transseksüel sayısını veren bir kaynak var mı acaba?