ürün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ürün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Eylül 02, 2010

dijital arkeoloji: grafik tasarım

Pazartesi, Temmuz 19, 2010

müzikli nahit menteşe

müzik kutusu mantığının süpersonik bir şekilde kapı menteşesine aktarılmış hali. takdir ettim. ama peki müzik kutuları şimdi bir tarafa döndürülürken müzik çalar sadece. kapıyı kaparken ne oluyor o zaman? onu bilemedim.

kaka çanağı

her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş. özellikle bebeği çevirerek klozet ünitesine takma fikrine bayıldım. bu tip bir şeyler lazım yoksa yakın zamanda bebek bezleri arasında boğulup gideceğiz.

Çarşamba, Mayıs 12, 2010

saykokilla

büyüyünce house olmak istiyorum.

Salı, Mart 02, 2010

adisas

Ankara'da taklit ürünler sergisi açılmış. Sinan Aygün taklit markaları emeğe saygısızlık olarak gördüklerini belirtmiş. iyi demiş güzel demiş de, peki ya ben marka kavramının kafadan emeğe saygısızlık olduğunu söylersem ne olacak? nike 3 kuruşa çalıştırdığı işçinin ürettiği ayakkabıyı bilmem kaç bin katına satınca emeğe saygı mı göstermiş oluyor? ha ben yine param yettiğince adidas alıp giyiyorum, ama parası az olup da gidip adisas, adibas nikf, smatch, timsahı ters tarafa bakan lacoste, kenarına tek çentik atılmış nike işaretli ya da dört çizgili spor ayakkabı alıp giyene de, o ürünleri üretene de birşey demem. hatta isterim ki o amca taklit ede ede güzel ayakkabı yapmayı öğrensin, sonra osman diye marka kursun gidelim onun ürettiklerini alalım.



Taklit Ürünler Sergisi
Taklit markalarla mücadele temasıyla Grup Ofis Marka ve Patent tarafından düzenlenen Taklit Ürünler Sergisi "CEPA Alışveriş Merkezi" 1 Mart 2010 tarihinde başladı. Sergide, çeşitli ürün gruplarına ait taklit ürünler orjinalleriyle ile birlikte sergilenecek.

Açılışta Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün, taklit markaları emeğe saygısızlık olarak gördüklerini belirtti.

Sergi 10 Mart’a kadar açık kalacak. Marka bilincinin ve bu konudaki toplumsal farkındalığın arttırılmasının amaçlandığı etkinlikte, saatten gözlüğe, parfümden saç tokasına, ayakkabıdan oyuncağa kadar birçok ürünün taklidi orijinalleriyle birlikte sergilenecek. Sergi süresince marka tescili, marka koruma yolları, marka ihlalleri ve uygulanan cezalar hakkında Grup Ofis yetkililerinden bilgi alınabilecek. Ayrıca, etkinlik kapsamında "Orijinalini Bul" yarışması gerçekleştirilecek.

Perşembe, Şubat 18, 2010

diş macunu

neresinden sıkarsan sık elinde kalıyor. açıklamada macunu ortasından sıkanlara sinir olanlar için tasarlandığı iddia ediliyor ancak tübün ortası yine tübün ortası değil mi burada da? çift taraflı sinir olmak mümkün. buna ek olarak fazladan bir kapak maliyeti getirmesine rağmen tüpte kalan macun sorunsalına bir çözüm getirmiyormuş gibi geldi bana. bu arkadaşa eminönü'nde 50 kuruşa satılan lastikli kıskaçlardan almasını tavsiye ediyorum. mükkemmel bir tasarım, bir damla macun kalmıyor tüpte, neresinden sıkarsan sık.

Cumartesi, Şubat 06, 2010

ister sık ister bandır, ben böyleyim

heinz firmaası 42 senedir ilk defa, kullan at ketçap paketlerinde bir değişim yapmış. iyi de yapmış sanki. içinde normal paketten 3 kat daha fazla ketçap olan bu yeni ambalajı ister üstten açıp sıkıyoruz istersek de alttan açıp bandırmaç yapıyoruz. oh la la.

videolu mideolu incelemeler için larryfire'a bağlanıyoruz.



kaynak: larryfire.wordpress.com

Pazartesi, Aralık 31, 2007

cingıl bels noel şarkısıdır

bütün gün yortu demek istiyorum.
yılbaşı mesajlarının da -yortu- bayram yortusu tebriklerinden farkı yorktu ama artık takatim kalmadı yazacak. yortu. o yüzden lafı kısa kesiyorum. yort. aha bu da benim yılbaşı hediyem. türk işi yılbaşı ağacı. ilerde çok para kazanıcam bundan. yapıp yapıp satıcam. hepinize iyi yıllar falan.
























ışıkları da blink blink ediyor ama fotoğrafta görmek mümkün değil. keşke bi de yanmazken çekip gif yapsaymışım. gelecek sorular için şimdiden söyleyeyim. evet o lambalar çıplak ampul, evet ben yaptım, evet önünde kocaman maaşallah kurdelesi var, hayır onlar gerçek dantel değil, evet bardaklarda gerçekten çay var. sanırım bu kadar.

Perşembe, Ağustos 23, 2007

egzantrik alman ürünleri

az sonra bahsedeceklerimin hepsi alman icadı olmayabilir, ancak ben ilk kez almanya'da karşılaştım bunlarla. bi gün çok param olursa hepsini türkiye'ye ithal edip daha çok param olcak.

muzlu süt kamışı:
bildiğiniz kamış bu. ancak içi böyle muz aromalı küçük topçuklarla dolu ve üst ve alt kısmında bunların dökülmesini engelleyici delikli plastik parçalar var. bu kamışı normal sütün içine koyup hüpletince süt o topçukların içinden geçip ağzımıza muzlu süt olarak ulaşıyor. pek pratik.

içecek şurubu:
milk shake ya da starbucks'ın frappe bardaklarında benzeyen bir kutunun içinde şurup dolu poşetler var 3-4 farklı aromada -orman meyveleri, muz vs-. istediğimiz şurubu seçip bardağa boşaltıyoruz. üzerine çizgiye kadar su koyup karıştırınca meyveli gazoz gibi birşey oluyor. çok başarılı değil ama denemesi güzel.

dokunmatik trafik lambası:
kavşaklarda trafik lambalarının kenarına iliştirilmiş sensörler. karşıdan karşıya geçmek isteyince buna dokunuyoruz. bi süre sonra yayalara -ya da bisikletlere- yeşil yanıyor. ama bu zımbırtıya dokunmak ışığın yanmasını ne kadar çabuklaştırıyor, o çabuk yanan ışık sonra diğer ışıklara nasıl yetişiyor, sinyalizasyon sistemi nasıl altüst olmuyor. bunu bilemiyorum doğrusu.

kutuda kruvasan hamuru:
yaklaşık iki axe deodorant kutusu büyüklüğünde bir kutu. iki tarafından tutup ters yönlere çevirince puf diye açılıveriyor kartonunun bağlantı yerlerinden. içinden milföy hamuruna benzer üçgen parçalar çıkıyor. bunları -içine nutella ya da reçel koyarak- yuvarlayıp kenarlarını da hafiften içe bükerek o güzel kruvasan formuna sokuyoruz. sonra fırınlıyor, fırından çıkınca da sıcak sıcak yiyoruz. ağzımız yanıyor sıcak reçelden ama doyamıyoruz tadına.

yarı pişmiş ekmek:
dışardan bildiğimiz baget ekmeği gibi görünüyor. ama içinde bişeyler var. yağ-baharat, ya da yağ-sarımsak. tek parça halinde kalacak gibi dilimlenmiş. poşetinden çıkarıp fırında 15 dakika pişiriyoruz. dünyanın en güzel ekmeği oluyor. bunun bir de ufak içi hiçbir şeysiz olanları var. onlar da güzel çünkü direkt fırından yeni çıkmış ekmek gibi oluyor. gibisi fazla.

ofenkæse:
en güzeli en sonra sakladım. ince, tahta, silinidirik bir kutu içerisinde 10cm. çapında bir tekerlek -genelde camembert- peynir var. kutunun üzerini açıp, peyniri kabından çıkartıp kutu ile beraber fırına koyuyoruz. 10 dakika sonra üzerini x şeklinde kesip kenarları dışarı doğru katlıyoruz. böyle 5 dakika daha pişiyor. sadece üzerine tuz ve karabiber döküp ekmekle -tercihen az önce bahsettiğim baget ya da normal bagetle- girişiyoruz. ufak görünse de 3 kişi gayet doyuyor bir tanesiyle. dünya üzerinde daha güzel bir yemek var mı bilemiyorum.