"baban gelsin, bakarız" argümanı bir annenin kollektif bir karar verme isteğinden çok, annenin kararsızlığı, babanın varolmaması, varolması durumunda ne diyeceğinin kestirilememesi sorunsalından ortaya çıkmış bir laf öbeğidir. annenin çocuğunun talebi konusunda gerçekten hissettikleri (izin vermek) ile konumu gereği söylemesi gerekenler (hemen izin vermeyerek otoriteyi sağlamlaştırmak) arasında doğan çelişki bir kararsızlığa dönüşür. bu noktada baban gelsin bir zaman geçirme yöntemi olarak da düşünülebilir. ancak büyük olasılıkla burada çocuğun talebi, ucu bir şekilde babaya dokunan, onu hoşnutsuz edebilecek bir yapıdadır ki, anne doğrudan bir yanıt vermekten kaçınır ve bu konuyu babayla görüşmesi gerektiğine hükmeder. her ne kadar aile içerisinde annenin güçlü olduğu ve bir çok kararı kendisi verdiği düşünülse de, "baban gelsin, bakarız" ataerkil aile tipinin vazgeçil-e-mez sloganıdır. zira "annen gelsin, bakarız" diye bir laf yoktur.
burada baban gelsin'in yanına eklenen bakarız fiili ayrıca incelenebilir. Bu bakarız acaba kararın sadece babaya ait olmayabileceğini mi (baban gelsin birlikte karar veririz), annenin çocuğa karşı kendi çaresizliğini hissettirmeme çabasını mı (birlikte bakacağız ama son söz babanın), yoksa aslında annenin onay verdiği ama babanın kabul etmeme/karşı çıkma şansı yüksek olan bir durumu kendi annesel taktikleri ile bir şekilde oldurabileceğine olan inancı (baban gelsin, ben hallederim) mı temsil etmektedir?
sonuç olarak baban gelsin her ne kadar çocuk için kapının henüz kapanmadığını anlatsa ve umudun devam etmesi yolunda bir işaret olsa da, konunun babaya danışılacak kadar önemli olmasını da göstermesi açısından moral ve sinir bozucu bir cevaptır.
babam geldi.
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Haziran 23, 2010
Salı, Nisan 01, 2008
git mekal
saat 3'de yatmışım. 1030'a kadar uyyyycam. bir takım dütdütler ve bipbiplerle 2-3 kere uyandırılmışım zaten. yine de yeniden uyumayı başarmışım. 1030'a kadar kimse tutamaz artık beni. derken telefon. acı acı çalmakta. kesin annem, açmadan da kapatmaz şimdi. saat kaç acaba? 10. üff. neyse açayım bari (beyin çalışma endeksi %2)
-alo
-gitmiyo musun?
gitmek derken? arayan bir kadın. annem değil. suratına kapa? (beyin çalışma endeksi %4) ilginç bir giriş yaptı, devam etmek isterim. belki sesini falan tanımamışımdır.
-nereye?
-okula
-...
öeeh. okula gittiğimi biliyor. ama annem değil. suratına kapa? (beyin çalışma endeksi %5) ama bi dakka ya ne okulu ne oluyor?
-gitmiyo musun? *daha bir sertçe*
-...
kimsin ya sen? annem değilsin. suratına kapardım ama annesel bağırma genleri işlemiş bünyeye bir kere. kapatamam istesem de. (beyin çalışma endeksi %6) bilgisayarın gününe bakıyorum yine de. ne olur ne olmaz.
-salı bugün.
-olsun.
-salıları gitmiyorum.
-geçende de gitmedin.
ne zaman gitmedim ya? yok öyle bişey (annen değil abi kapatsana!). ya bi saniye ne zaman gitmedim? üff. düşünemiyorum ki de (beyin çalışma endeksi %7). kimsin diye sorsam? ama yok, okul diyor, git diyor, gitmedin diyor. düşün düşün (beyin çalışma endeksi %5).
-evet.
-hadi git.
ısrarcı bir de. hakkaten gitsem mi ya? oda telefonundan arıyor bir de. bişey mi vardı bugün acaba? yok yok kararlı ol, ezdirme kendini.
-gitmiycem.
-...
-...
yaa bak gördün mü, nasıl hemen geri adım attı. şu an annen olmayan bir kadınla zaten gitmeyecek olduğun bir okula gidip gitmeme tartışması yaptığının farkında mısın?
-oğlum!
anne? (beyin çalışma endeksi %2). kendine gel yahu. ama oğlum dedi? dünyadaki tek oğul sen misin gerizekalı? uf, ne yapıcam şimdi? suratına kapat!!! yok ya, yazık kadına. böyle daha mı iyi oluyor? ama...
-hı.
-bi gülüver bakayım.
-ıııı (error. error ki ne error. ağlıycam şimdi.)
*çat* -reva mı bu senin yaptığın? kalpsiz herif!-
daha afyonum patlamadan bunlar çok yanlış şeyler.
-alo
-gitmiyo musun?
gitmek derken? arayan bir kadın. annem değil. suratına kapa? (beyin çalışma endeksi %4) ilginç bir giriş yaptı, devam etmek isterim. belki sesini falan tanımamışımdır.
-nereye?
-okula
-...
öeeh. okula gittiğimi biliyor. ama annem değil. suratına kapa? (beyin çalışma endeksi %5) ama bi dakka ya ne okulu ne oluyor?
-gitmiyo musun? *daha bir sertçe*
-...
kimsin ya sen? annem değilsin. suratına kapardım ama annesel bağırma genleri işlemiş bünyeye bir kere. kapatamam istesem de. (beyin çalışma endeksi %6) bilgisayarın gününe bakıyorum yine de. ne olur ne olmaz.
-salı bugün.
-olsun.
-salıları gitmiyorum.
-geçende de gitmedin.
ne zaman gitmedim ya? yok öyle bişey (annen değil abi kapatsana!). ya bi saniye ne zaman gitmedim? üff. düşünemiyorum ki de (beyin çalışma endeksi %7). kimsin diye sorsam? ama yok, okul diyor, git diyor, gitmedin diyor. düşün düşün (beyin çalışma endeksi %5).
-evet.
-hadi git.
ısrarcı bir de. hakkaten gitsem mi ya? oda telefonundan arıyor bir de. bişey mi vardı bugün acaba? yok yok kararlı ol, ezdirme kendini.
-gitmiycem.
-...
-...
yaa bak gördün mü, nasıl hemen geri adım attı. şu an annen olmayan bir kadınla zaten gitmeyecek olduğun bir okula gidip gitmeme tartışması yaptığının farkında mısın?
-oğlum!
anne? (beyin çalışma endeksi %2). kendine gel yahu. ama oğlum dedi? dünyadaki tek oğul sen misin gerizekalı? uf, ne yapıcam şimdi? suratına kapat!!! yok ya, yazık kadına. böyle daha mı iyi oluyor? ama...
-hı.
-bi gülüver bakayım.
-ıııı (error. error ki ne error. ağlıycam şimdi.)
*çat* -reva mı bu senin yaptığın? kalpsiz herif!-
daha afyonum patlamadan bunlar çok yanlış şeyler.
Pazartesi, Ekim 22, 2007
teke zortlatması
gece 4'te yatmışım. evet, dün bütün gün boyunca -hatta iki gündür- hiçbir iş yapmamış olabilirim. ve hatta gece bilmemkaçlarda yatıp günlerin yarısını fosur fosur uyuyarak geçirmiş olabilirim. ama pazarının pazartesi'sinden tek farkı 4 harf olan bir insan olarak haftasonu düzenimi haftanın ilk günü -ki benim için haftanın ilk günü çarşambadır- bozmaya hiç niyetim yoktu. ta ki saatin 8'inde odama hunharca girilene kadar. yakın çevremde annem olarak bilinen annem uykum konusunda her zamanki hassasiyeti göstererek bir hamlede odama girdi. sebep? o an çok ihtiyacı olan bir şeyi almak mı? kütüphanemden kitap seçmek mi? bana çok önemli bir şey sormak mı? hayır, hayır ve hayır. bu naçizane ziyaretin tek sebebi kirli olduğunu düşündüğü çamaşırları almak. ben beyin özürlü olduğum için onları kirliye atamıyorum çünkü. ya da sanki 2 saat sonra eve hanife gelmeyecek. o kadar önemli ve tam da o anda yapılması gereken bir iş ki.
bir de öyle kritik bir anda yaptı ki bu hareketi şu an delice uykum olmasına rağmen uyuyamıyorum. henüz ayılmamış olduğum için ders çalışamıyorum. günümü resmen başlatacak olduğu için kahvaltı edemiyorum. çok mutsuzum. bu en az hiçbir işim olmayan bir günün sabahında saat 8'de 'hadi kahvaltı hazır' denilerek sadece benim için -neden o saatte olduğu tam bir muamma olan- hazırlanmış sıradan bir kahvaltı kadar sinir bozucu. çok mutsuzum.
bir de öyle kritik bir anda yaptı ki bu hareketi şu an delice uykum olmasına rağmen uyuyamıyorum. henüz ayılmamış olduğum için ders çalışamıyorum. günümü resmen başlatacak olduğu için kahvaltı edemiyorum. çok mutsuzum. bu en az hiçbir işim olmayan bir günün sabahında saat 8'de 'hadi kahvaltı hazır' denilerek sadece benim için -neden o saatte olduğu tam bir muamma olan- hazırlanmış sıradan bir kahvaltı kadar sinir bozucu. çok mutsuzum.
Perşembe, Ağustos 23, 2007
kusmuklu örtü
15 eylül 2006 gecesi rüyası:
kuzenim alptuğ ile bir çim sahayı beklememiz gerekiyormuş. sanırım biz işletiyormuşuz orayı. bir süre sonra annemler bize sesleniyorlar. beklemeye devam ediyoruz. ama kimse gelmiyor. işler oldukça kesat. sonra alptuğ ile çevreyi araştırmaya çıkıyoruz. meğer bulunduğumuz yer basınkent imiş. ama etraf çok değişmiş, her tarafa siteler yapılmış. yaparken de bütün ayıları öldürmüşler, ayılar biraz insana benziyor. [boşluk]. annemle kavga ediyoruz. bir anda örtünün üzerine kusuveriyorum. annem ben yıkarım diyor. vermiyorum örtüyü, ben kustuğum örtüyü sana yıkatmam diyorum.
kuzenim alptuğ ile bir çim sahayı beklememiz gerekiyormuş. sanırım biz işletiyormuşuz orayı. bir süre sonra annemler bize sesleniyorlar. beklemeye devam ediyoruz. ama kimse gelmiyor. işler oldukça kesat. sonra alptuğ ile çevreyi araştırmaya çıkıyoruz. meğer bulunduğumuz yer basınkent imiş. ama etraf çok değişmiş, her tarafa siteler yapılmış. yaparken de bütün ayıları öldürmüşler, ayılar biraz insana benziyor. [boşluk]. annemle kavga ediyoruz. bir anda örtünün üzerine kusuveriyorum. annem ben yıkarım diyor. vermiyorum örtüyü, ben kustuğum örtüyü sana yıkatmam diyorum.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
