gece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gece etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Nisan 18, 2008

yokluğunda eti cin yedim

tost. karabiber öğüt üzerine. geçende hatırlayamamıştım. çirkin yeşil zeytin. tek başına kahvaltı etmekten nefret ediyorum. aptal televizyon. çıplak çocuk. tam da sabah kahvaltısı. buralar bana göre değil. nereler sana göre? kahve. güzelinden mi olsun? evet, bir güzellik yapayım kendime. yine oturdun. yine düşünceler. ne hissediyorsun? bilmem. mutsuz? değil. mutlu? değil. sevinçli? değil. üzgün? değil. ne o zaman? bilmiyorum, hissiz. bitirsene şunu. umrumda değil. umrumda aslında. bi sıksan dişini. yok bende diş sıkma geni. gelişmemiş, öyle. düşünce geni var, düşünce, hayal, kuruntu, kaygı, alternatif gelecekler ve diyaloglar. bir rahat bıraksan. düşünceleri, insanları, hayalleri, geçmişi. ah, ne harika olurum işte o zaman. şampiyon bile olurum. kahve yapalım mı? yok, acıktım ben. her acıkma bir kaçış, her tokluk bir uyku. tek başına öğlen yemeği. düşünceler kafamda güzel. anlatır anlatmaz, yazar yazmaz, eyleme geçirmeye teşebbüs eder etmez, yamrı yumru, anlamsız, biçimsiz, kopuk, mantıksız, boş. az önce bunu düşünen ben miydim? mümkün değil. depresif misin? öf, hayır. mutlu musun? bilmiyorum işte. ya geçmişle, ya gelecekle belki. arada eksik bir zaman var. şimdiye ve kendine gelme zamanı. yine gece olmuş. yarın gelirim artık. tek başına uyumak.

Perşembe, Ekim 05, 2006

olimpos yolları


kara kaplı molsikinimi aldığımdan beridir oraya yazdıklarımı blog'a geçirmemiştim. bremen'de yazdığım şeyler de duruyor ama baştan başlamazsam olmazmış gibi geliyor. başlıyorum ben de işte şimdi. aşağıdakiler olimpos'a giderken, zaten orada pek birşey -tamam hiçbirşey- yazmamışım:

30.haziran.2006.2130
aynı köprüden farklı hislerle geçiyorum şimdi. günlük, sıradan, yetişme telaşlı bir geçiş değil; bir süreliğine de olsa dönüşü olmayan, uzun, yolun kendisinin önemli olduğu, herşeyi bırakıp giden bir gidiş.
ters yöndeki şeritte bizimle aynı yönde giden kamyonetin arkasına oturmuş, onar metre aralıklarla duran dubaları kamyonetin hafifçe yavaşlaması ile beraber çevik ve ustaca olduğu belli bir hareketle kapıp diğerlerinin yanına koyan adam da gidiyor.
gidiyorum ben, gidiyor adam, geri dönmemecesine değil.


1.temmuz.2006.0105
ışıklar söndüğünde nasıl da değişiyor herşey. ne yol aynı yol, ne binalar az önceki gibiler. daha da büyük bir vahşilikle yırtıyor farlar gözkapaklarını. Akıyorlar kuru ve acıyan gözlerinin üzerinden. Sonra yine karanlık. gölge yok, yansımalar yok. Sadece karanlık ve onun içinde açılmış ışıktan yaralar gibi lambalar.

0110
antik yıkıntılar istemiyorum. süslü püslü binalar da. çılgınca modern yapılar da uzak olabilir benden. sadece eski fabrikalar kalsın bana. antik ya da modern mimarinin erişemeyeceği güzellikte ruhlara sahip onlar.

Pazartesi, Mayıs 29, 2006

gecenin damar şarkısı
















daha önce olmuş olabilir ama yine yeni yeniden, bu gecenin şarkısı lisa germano'dan phantom love. garip buruk bir havası var bu şarkının, başlangıç ve bitişinin yapısı itibariyle tekrara girmeye gayet teşne ayrıca 4815162342 kez dinlenebilir.