erkin koray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erkin koray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Haziran 22, 2009

halay eşiği

peyote'de dj'lik gecelerinde çok farklı senaryolarla karşılaşmak mümkün. kimi zaman mekan büyük bir hızla boşalırken, kimi zaman insanlar saatlerce orta kattan çıkmayıp sabahı edebiliyorlar. bu iki durumun bir nevi kombinasyonu olan senaryoda ise önce konser sonrası insanların %70'i 1-2 saat içerisinde dağılıyor ve geri kalan insanlar çılgınca eğlenip sabahı ediyorlar. ancak hangi durumun ne zamam gerçekleşeceğini öngörmek neredeyse imkansız.

işte dün bu üçüncü durum yaşandı. önce çalacaktım, sonra sadece konser öncesi çalacak oldum, bu yüzden en sıkı şarkıları acımadan çaldım ve fakat konserin başlamasına yarım saat kala sonrasında da çalacağımı öğrendim. durum böyle olunca konser sonrası şarkılar ister istemez önce türkçe rap'e oradan 60'lar 70'ler rockına oradan da yine o dönemlerin bildiğin oyun havalarına kayıverdi. dans pistlerinde ilk kez denediğim zafer dilek, dinleyicilerden tam not aldı. saat 03:45 gibi halay eşiği aşıldı. kapanış erkin koray'dan tımbıllı (birinci video), ve barış manço'dan derule (ikinci video) ile geldi. saatler 04:35'i gösteriyordu. insanlar sakinleşsin diye özdemir erdoğan'dan yarın belki geç olur çalarken sivil polis falan geldi. ışıklar açıldı, ses kısıldı, evlere dağıldık, yattık uyuduk.



Cuma, Mayıs 01, 2009

biri acılı ezme söylesin

erkin koray'ın çaptan düşüp yeşilköy'de bir pizzacıda orguyla şarkılar söylemeye başlamasına ön ayak olan albümdür kanımca "benden sana". hamburg bit pazarından ucuza kapattığı orguyla kendin pişir kendin ye modunda bir çalışma yapmış koray 1982'de. şimdi saygısızlık yapmış olmak istemem ama albüm gerçeken rezalet. aynı anda hem hint, hem arabesk, hem taverna müziğinden böylesine etkilenen bir albüm bulmak zordur sanırım. arada bir iki bateri ve tabla dışında herşey ama herşey org'la çalınmış. müzikler sıradan, sözler ise son derece sıkıcı ile rahatsız edici derecede anlamsız arasında bir yerlerde geziniyor. ben şahsen erkin koray'ın tamamen kendi iradesiyle "patron adana kebabı yollasın, isterse hesabı peşin alsın" ya da "biri acılı ezme söylesin biri de hemen boşları alsın" gibi şeyler söylediğine inanmak istemiyorum.


neler yok ki bu albümde, iç bayıcı "ay bi tane", sinir bozucu "sayın arkadaşım osman", duygusal alanımızı daraltan "silinmeyen hatıralar". Eğer bir Aşka Aşığa'yı, bir İstemem'i, ne bileyim Türkü'yü, Cemalım'ı falan seviyorsanız bu albümden şiddetle uzak durmanızı tavsiye ediyorum.
ve fakat son olarak belirtmek isterim ki gelmiş geçmiş en fantastik Erkin Koray şarkılarından biri olan Ankara Sokakları da bu albümdedir. O araya karışmış herhalde öyle. Onu ayrıca bir yerden bulup dinleyin.

Salı, Mart 27, 2007

dost acı söyler

cem karaca 45'liklerinden sonra erkin koray'a geçtim bu hafta. o dönem yapılan müziklerin büyük bir kısmının hastası olsam da sanırım cem karaca'yı daha çok seviyorum.

karizmaya gelelim

erkin koray'ın da pek hoş parçaları var, favorilerim kızları da alın askere, çiçek dağı, krallar, tımbıllı -böyle gider bu- ama bazen çok arabesk oluyor hoşuma da gitmiyor. zaten koray'ın şarkıları daha çok sevdiğim gitti, acılıyım, dertlerime derman yok, saçlarım beyazladı, aşkımız bitecek vs. daha acılı konular. cem karaca daha bir anadolu rock haydi yiğitler, atlarımıza bindik gidiyoruz, yallah hücum daha kahramanlar genel olarak. o da gerçi sonradan fazla politik oldu hiç sevemedim yeni hallerini, erkin koray da aynı şekilde 'akrebin gözleri' hala rüyalarıma girer.

daha bir çiçek çocuk, ama hınzır da

neyse efenim uzun lafın kısası 65-75 arası türk müziğini tanıyalım sevelim, sevdirelim. bu arada mustafa özkent'in gençlik ile elele adlı saykodelik türk fankı tarzındaki akılalmaz albümü tekrar keşfedilip bize sunulmuş, bu sayede öğrendim ben de ve sadece 'yuh' diyebildim. abi sen ne yaptın?

çift baterinin muhteşem uyumu, gitarlar, baslar, o enerji o tempo, bir de hepsini sen 1 günde yap, olacak iş mi? olayın komik yanı ise adamların kayıt sırasında nasıl birşey yaptıklarının farkında olmamaları. neyse, dinlemeyene adam demiyorum ben.

it değiliz biz ki dağa küselim
öküz değiliz ki bağı sökelim