malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
malatya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mart 19, 2007

derdiyoklar

malatya'lı iki genç almanya'nın darmstadt kentine yerleşip müzik yapmaya başlarlar. Ben herhangi bir kalıba sokmakta zorlanıyorum. Zira albümlerde özgün pop ya da easy listening arabesk yapan bu arkadaşlar, konserlerde -bunlar tabi oradaki düğünler oluyor- bir saykodelik disco folk grubu haline dönüşüyorlar. white stripes falan bütün orjinalliğini yitiriyor bunları dinleyince. al işte bir gitar bir bateri alternatif folk yapıyor adamlar.

ayakkabı ile gitar çalmak mı dersin, davullar üzerinde gezinme -bagetlerle tabi- mi dersin, ne ararsan var. Bir de bütün bunların ortada çocukların koşturduğu, sahneye gelip peçete ile istek yaptığı bir ortamda gerçekleştiğini hesaba katarsak olayın kiçlik boyutu ikiye katlanıyor. Neyse ben sizi Derdiyoklar ile başbaşa bırakıyorum.


Perşembe, Ekim 12, 2006

tunceli/01

ablamı tunceli'ne yerleştirmeye gidişimizin birinci bölümü malatya-tunceli arası:

9.Ağustos.2006.0932
malatya’dayız. Sıcak ve kuru bir hava. O yüzden ter tabakası ile kaplanıp sırılsıklam olmuyoruz. Malatya havaalanı oldukça küçük ama aynı zamanda askeri havaalanı olduğu için etrafta burunlarına köpek balığı ağzı çizilmiş jetler var.
Şu an havaş’ın otobüsü ile şehre inmek için bekliyoruz. Etrafa bakarak çok bir fikir edinmek mümkün değil. İnsanlar ilk bakışta sakin, sessiz ve kibar. Yola çıktık. Malatya’dan direk Tunceli otobüsüne bineceğimiz için Elazığ’ı, ancak dönüşte görebileceğiz.
Volkanik kayalardan oluşmuş, sapsarı kuru otlarla kaplı, yuvarlak tepecikler, ara sıra kayısı bahçeleriyle bölünüyor.

1015
malatya otogarına geldik. İlk sürpriz, ilk gerginlik. Tunceli’ye bu saatte otobüs yok. Harika. Önce buradan Elazığ’a, oradan minibüsle Tunceli’ne. Ulaşmanın bu kadar zır olduğu bir şehirde yaşam nasıl merak ediyorum. Mecburen aldık Elazığ biletlerini. Ardından annemin isyanı. Her zamanki gibi sinirini ablamdan çıkartması: ‘Malatya’yı beğenmedin bak böyle oldu. Gömleğinin düğmesini kapat vs.vs.’ Ablamın her zamanki gibi anneme çıkışması. Hayatları boyunca böyle mi devam edecek bu? Bilemiyorum. Sonuçta yapacak birşey yok. Elazığ otobüsü 1030’da.

1145
malatya’dan çıktık. Elazığ yolunun yarısı geçti bile. 45 km. Kaldı geriye. Yola çıktıktn bir süre sonra Keban Barajı’nın bir kısmıyla karşılaştık. Önce solumuzdaydı baraj gölü. Bir köprüden geçip sağımıza aldık. Bir süre sonra yavaş yavaş zayıflayıp kayboldu.
Kulaklarımın tıkanmasından gittikçe yükseldiğimizi anlıyorum. Dağlar daha kayalık ve yüksek hale gelmeye başladı. Biraz daha yeşil sanki etraf.

1200
dağlar eski haline döndü. Sapsarı. Çorak. Sağda solda yama yapılmış gibi yeşillikler. Sanırım Elazığ’a geldik.

1207
Elazığ büyükçe bir şehir. 200bin küsür nüfusu var. Yollar düzgün, etraf olabildiği kadar yeşil. Sokaklarda fazla insan yok. Tunceli? 20bin nüfus. Elazığ’ın onda biri. Bir İnönü Stadı kadar insan. Daha bile az.

2005
Eski adıyla Dersim yeni adıyla Tunceli’ye geldik. Şehrin biraz dışında bir misafirhaneye yerleştik. Burası biz gittikten sonra ablamın kalacağı yer. Şehirden ve insanlardan pek birşey anlayamadım henüz.