yüzyıllardır chp delegesi bir kişi. baykal'ın sağ kolu -belki de oynatıcısı- idi, baykal gitti, partiye hükmetmeye devam ediyor.
zamanında (2007) chp seçimi rezil bir şekilde kaybettiğinde 'halk bize muhalefet görevini verdi', 'chp bunu bir ders olarak algılamamıştır' demişti.
sonracıma 'laiklik tayyip erdoğan'ın küçücük beynine sığmaz' demişti.
şimdi partiyi ikiye bölüp kendi myk toplantısını yapıyor kılıçdaroğlu ile aynı binada.
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
politika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Perşembe, Kasım 04, 2010
Perşembe, Eylül 02, 2010
dijital arkeoloji: un akıtma süreçleri
bu da unakıtan sülalesinin en civcivli -literally- zamanlarında gönderilmiş bir mailden çıktı. çizer biraz kolaya kaçmış ancak yine de başarılı.
etiketler
akp,
dijital arkeoloji,
karikatür,
kemal unakıtan,
komik,
politika,
yolsuzluk
Salı, Haziran 29, 2010
kim kimdir? // salih kapusuz
salih kapusuz. akp genel başkan yardımcısı.
10 kasım törenleri hakkında: "3. dünya ülkeleri gibi anma törenlerine gerek yok."
lübnan'a asker gönderme tezkeresi hakkında: "yurtdışında şehit olmak en büyük şereftir."
"şeriat getirecekler diye zihin bulandırmak istiyorlar. 8 yıldır iktidardayız, öyle bir niyetimiz olsaydı yapardık. iktidarken yapmayacağız da ne zaman yapacağız?" (29.06.2010)
etiketler
akp,
kim kimdir,
milletvekili,
politika,
salih kapusuz
Salı, Şubat 27, 2007
umre yapmayan kalmasın!
yurtdışı gezilerine temsilci seçmenin zorluklarını hepimiz biliyoruz, öyle değil mi? hepimiz hayatımızın bir döneminde genel başkanlık ya da başbakanlık yaptık muhakkak.
benel gaşkan/ başkakan olmanın en güzel yanlarından biri de diplomatik görüşme, ikili antlaşma, ticari ilişkilerin güzelleştirilmesi kisvesi altında adını bile duymadığımız ülkelere gitmek, hiç görmediğimiz şehirleri görmektir.
Ama tek başına da gidilmez bu şehirlere, insanın canı sıkılır, hem devlet o kadar para ayırmıştır, uçak vermiştir, boşa gitmesindir bu imkanlar. Bu sebeple parti başkanları -bunların görevi yanlış anlaşılmıştır, bir parti başkanını birincil görevi güzel partiler organize etmek insanları bir araya getirmektir-, başkakanlar yanlarına muhabbeti hoş, eğlenceli parti üyeleri seçerler. Eskiden daha kolay olan bu seçim işlemi villetmekili sayısının 540 gibi fantastik bir rakama çıkarılması ile zor bir hale gelmiştir. Hele bir de tek başınıza iktidarda iseniz, hangi bir villetmekilinizi seçeceğinizi şaşırırsınız. İşte böyle şaşkınlar için alternatif yöntemler öne sürmek boynumun borcudur. Akademik tanınma açısından bu yöntemin adına 'kaleye mum dikme' metodu adı veriyorum:
Yurtdışı gezilerine -adı gezi bir kere-, gidecek kişilerin yapılacak ziyaretlerin içeriği ile bir ilgisi olması gerekmediğini hepimiz zaten biliyoruz. Villetmekili olmak ve gidilecek ülkenin adını telaffuz edebilmek o geziye katılabilmek için yeter ve geçer koşullardır. Ve fakat bu iki koşulu sağlayan birden fazla kişi olabilir. Bu durumda yapılması gereken parti villetmekillerinin çıkarlarını ve ortalama refah ve kültür seviyelerini gözetmektir. Bir örnekle açıklayalım:
Ahmet bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda başkakandır. hemen yarın 5. hep beraber hurma yiyelim zirvesi için cidde'ye gidecektir. Ancak hem yalnız başına gitmek istememekte, hem de suudi arabistan gibi çok sevilen, çok güzel otelleri olan bir ülkeye gitmeyi herkes istediğinden bir seçim sorunu yaşamaktadır. Olası bir çözüm adaylarla bir mülakat yapmaktır ancak bu çok zaman alacaktır ve Ahmet'in o kadar zamanı yoktur. İşte bu noktada Ahmet'in yapması gereken, o ülkeyi görmemiş, onun nimetlerinden faydalanmamış kişileri seçerek partisinin ortalama kültür ve deneyim düzeyini yükseltmektir.
Bunun için Ahmet seslice bağırır:
-Aranızda hurma yemeyen var mı?
Kırk elli beş kişi parmak kaldırır. Arada hurma yemiş olmasına rağmen parmak kaldıran Mehmet ve İzzet'i elemesine rağmen geride hala kırk elli üç aday vardır. Bunun üzerine şöyle der:
-Hurma yeeemek isteeeyen kaleeye mum diksiiiin!
Yerlerinden 123 flash gordon hızında fırlayan villetmekilleri Ahmet'in avuciçine -bu kale oluyor- parmak saplamak -mum dikmek- üzere plonjon yaparlar. Bu sayının fazla olması durumunda ilk mum diken otuz elli kişi arasında yapılacak çekiliş sonucu yirmi üç dört kişi Ahmet'le rüya gibi bir Cidde tatili kazanırlar.
Avuçiçini parmaklatmaktan hoşlanmayan genel şaşkınlar ve başkakanlar, bu yöntemi 'eliminatif anket metodu' ile değiştirebilirler. örneğin:
-daha önce hurma yememiş olan parmak kaldırsınn!
(56 kişi)
-hem hurma yememiş hem umre yapmamış olanlar?
(54 kişi)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü olanlar?
(53 kişi)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olanlar?
(52 kişi)
(Bu noktada ahmet bu işin bu şekilde sonsuza dek süreceğini farkeder, ve öss'de asıl farkı belirleyen o alengirli sorular gibi bir şart ekler)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olup da amcaoğlunun üzerine yapılmış şirketi olmayanlar?
(5 kişi)
-gelin lan benle!
benel gaşkan/ başkakan olmanın en güzel yanlarından biri de diplomatik görüşme, ikili antlaşma, ticari ilişkilerin güzelleştirilmesi kisvesi altında adını bile duymadığımız ülkelere gitmek, hiç görmediğimiz şehirleri görmektir.
Ama tek başına da gidilmez bu şehirlere, insanın canı sıkılır, hem devlet o kadar para ayırmıştır, uçak vermiştir, boşa gitmesindir bu imkanlar. Bu sebeple parti başkanları -bunların görevi yanlış anlaşılmıştır, bir parti başkanını birincil görevi güzel partiler organize etmek insanları bir araya getirmektir-, başkakanlar yanlarına muhabbeti hoş, eğlenceli parti üyeleri seçerler. Eskiden daha kolay olan bu seçim işlemi villetmekili sayısının 540 gibi fantastik bir rakama çıkarılması ile zor bir hale gelmiştir. Hele bir de tek başınıza iktidarda iseniz, hangi bir villetmekilinizi seçeceğinizi şaşırırsınız. İşte böyle şaşkınlar için alternatif yöntemler öne sürmek boynumun borcudur. Akademik tanınma açısından bu yöntemin adına 'kaleye mum dikme' metodu adı veriyorum:
Yurtdışı gezilerine -adı gezi bir kere-, gidecek kişilerin yapılacak ziyaretlerin içeriği ile bir ilgisi olması gerekmediğini hepimiz zaten biliyoruz. Villetmekili olmak ve gidilecek ülkenin adını telaffuz edebilmek o geziye katılabilmek için yeter ve geçer koşullardır. Ve fakat bu iki koşulu sağlayan birden fazla kişi olabilir. Bu durumda yapılması gereken parti villetmekillerinin çıkarlarını ve ortalama refah ve kültür seviyelerini gözetmektir. Bir örnekle açıklayalım:
Ahmet bir partinin genel başkanı ve aynı zamanda başkakandır. hemen yarın 5. hep beraber hurma yiyelim zirvesi için cidde'ye gidecektir. Ancak hem yalnız başına gitmek istememekte, hem de suudi arabistan gibi çok sevilen, çok güzel otelleri olan bir ülkeye gitmeyi herkes istediğinden bir seçim sorunu yaşamaktadır. Olası bir çözüm adaylarla bir mülakat yapmaktır ancak bu çok zaman alacaktır ve Ahmet'in o kadar zamanı yoktur. İşte bu noktada Ahmet'in yapması gereken, o ülkeyi görmemiş, onun nimetlerinden faydalanmamış kişileri seçerek partisinin ortalama kültür ve deneyim düzeyini yükseltmektir.
Bunun için Ahmet seslice bağırır:
-Aranızda hurma yemeyen var mı?
Kırk elli beş kişi parmak kaldırır. Arada hurma yemiş olmasına rağmen parmak kaldıran Mehmet ve İzzet'i elemesine rağmen geride hala kırk elli üç aday vardır. Bunun üzerine şöyle der:
-Hurma yeeemek isteeeyen kaleeye mum diksiiiin!
Yerlerinden 123 flash gordon hızında fırlayan villetmekilleri Ahmet'in avuciçine -bu kale oluyor- parmak saplamak -mum dikmek- üzere plonjon yaparlar. Bu sayının fazla olması durumunda ilk mum diken otuz elli kişi arasında yapılacak çekiliş sonucu yirmi üç dört kişi Ahmet'le rüya gibi bir Cidde tatili kazanırlar.
Avuçiçini parmaklatmaktan hoşlanmayan genel şaşkınlar ve başkakanlar, bu yöntemi 'eliminatif anket metodu' ile değiştirebilirler. örneğin:
-daha önce hurma yememiş olan parmak kaldırsınn!
(56 kişi)
-hem hurma yememiş hem umre yapmamış olanlar?
(54 kişi)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü olanlar?
(53 kişi)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olanlar?
(52 kişi)
(Bu noktada ahmet bu işin bu şekilde sonsuza dek süreceğini farkeder, ve öss'de asıl farkı belirleyen o alengirli sorular gibi bir şart ekler)
-hurma yememiş, umre yapmamış, karısının başı örtülü, kendisi bıyıklı olup da amcaoğlunun üzerine yapılmış şirketi olmayanlar?
(5 kişi)
-gelin lan benle!
Pazar, Haziran 11, 2006
sanatın ve sanatçının yanında
a.b.d'nin son 60 senedir, müdahele etmediği bir politik olay, burnunu sokmadığı bir şavaş, çatışma, parmaklamadığı bir darbe var mı? şu an kafamda fransanın zaferlerle dolu savaş tarihi kadar boş olan bu listeyi -belki de benim unutkanlığımdandır- aşağıdaki yorumlar bölümünde oluşturmayı teklif ediyorum, yeterince uzun olduğunda bir entry olarak buraya taşıyacağım.
a.b.d. savaşın ve savaşçının yanında
eng. sum.: are there any political event that u.s.a. didn't intervene, any war or major armed conflict they didn't put their noses in, or any revolution they didn't incite? I suggest to use the comment section for tis list, which is for me currently as empty as the victories in french history of war. if it will be long enough i will post it here.
u.s.a, on war's and warrior's side
a.b.d. savaşın ve savaşçının yanında
eng. sum.: are there any political event that u.s.a. didn't intervene, any war or major armed conflict they didn't put their noses in, or any revolution they didn't incite? I suggest to use the comment section for tis list, which is for me currently as empty as the victories in french history of war. if it will be long enough i will post it here.
u.s.a, on war's and warrior's side
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

