Rize'de yaklaşık 2 milyon lira ödenerek yarı olimpik bir havuz yapılmış. Havuzun yapıldığı yer ise çöp dolgusuyla kazanılmış. Yandaki yoldan geçen araçların yarattığı titreşim (burayı anlamadım) dolayısıyla havuz sürekli su kaçırıyormuş. Gerçekten harika.
http://www.dha.com.tr/dhaalbumdetay.asp?kat=42156&page_number=1
hey yarabbim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hey yarabbim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Kasım 25, 2013
Cumartesi, Şubat 11, 2012
sevgili kaşar
etiketler
hey yarabbim,
komik,
peynir,
promosyon,
sevgililer günü,
yörsan
Cuma, Kasım 18, 2011
Cuma, Ağustos 19, 2011
dev orkestrayla konser keyfi
muazzez ersoy'un 'seksi görünmek için elimi ağzıma sokmuyorum sadece dişime bir şey kaçtı' konserleri muazzam bir başarıya ulaştı.
etiketler
hey yarabbim,
istanbul,
konser,
muazzez ersoy,
nostalji
mudo konseptleri
mudo konsept gerçekten garip bir konsept. evet çok hoş şeyler var, evet ben de ne yalan söyleyeyim bir kaç şey aldım ama burada satılan ürünlerin %80'ini kimin satın aldığı konusunda en ufak bir fikrim yok. mesela şu arkadaş:
Şu minicik bilgi kartındaki 3-5 ibrare bile yetiyor kafa karıştırmaya. Bu bir kütük evet. Ama öyle sizin bildiğiniz dekoratif olmayan kütüklerden değil. Biz bu kütüğü hafifçe şekillendirip -çok işlendiği belli olmasın- cilalayarak dekoratif hale getirdik. Fiyatı mı? Sadece 1250 lira.
Bu kütük sizi kesmedi mi? O zaman şunu da verebiliriz:
Bu modelimiz en az bir önceki kadar dekoratif olmakla birlikte antik olma özelliğine de -cila vurmadık- sahiptir. Normalde 2500 lira olan bu kütüğümüz çok kısa bir süre için ve sadece Mudo Konsept müşterilerine özel bir indirimle dekoratif kütükle aynı fiyata! Bununla da kalmıyor, zamanında antik dekoratif kütüğe parası çıkışmayıp normal dekoratif kütük alan müşterilerimizin dekoratif kütüklerini 500 liraya sayıyor yerine yepisyeni -ama aslında epeski, antik ya- antik dekoratif kütüklerden veriyoruz.
Şu minicik bilgi kartındaki 3-5 ibrare bile yetiyor kafa karıştırmaya. Bu bir kütük evet. Ama öyle sizin bildiğiniz dekoratif olmayan kütüklerden değil. Biz bu kütüğü hafifçe şekillendirip -çok işlendiği belli olmasın- cilalayarak dekoratif hale getirdik. Fiyatı mı? Sadece 1250 lira.
Bu kütük sizi kesmedi mi? O zaman şunu da verebiliriz:
Bu modelimiz en az bir önceki kadar dekoratif olmakla birlikte antik olma özelliğine de -cila vurmadık- sahiptir. Normalde 2500 lira olan bu kütüğümüz çok kısa bir süre için ve sadece Mudo Konsept müşterilerine özel bir indirimle dekoratif kütükle aynı fiyata! Bununla da kalmıyor, zamanında antik dekoratif kütüğe parası çıkışmayıp normal dekoratif kütük alan müşterilerimizin dekoratif kütüklerini 500 liraya sayıyor yerine yepisyeni -ama aslında epeski, antik ya- antik dekoratif kütüklerden veriyoruz.
etiketler
hey yarabbim,
kütük,
mudo concept,
türkiye
Salı, Ağustos 16, 2011
hey hey hey, taksi.
akp'li değilmiş. milliyetçi değil ülkücüymüş. 52 senedir narkozdaymış. uyutmuşlar onu meğer. şimdi uyanmış. gerçek hizmeti son 10 senede görmüş. 600 yıllık tarihimiz dört tane sünnetsize emanet edilmişmiş. şimdi hatırlanıyormuş. akp neyi satmış? yok pahasına mı satmış? daha öncekiler satmayı becerememişmiş. kriz mi olmuş? taksicilik üçüncü ek işiymiş. adam teğet geçecek demiş geçmiş. şimdi amerika'da kriz olunca tabi ki burayı da biraz etkileyecekmiş. gerçek liderin nasıl olduğunu taydoğan'da görmüş. benim de gerçekleri görmem, kabul etmem gerekiyormuş. benim onları (!) ikna etmem gerekiyormuş. sabah sabah sinir bozukluğu hiç yoktan.
etiketler
düz adam,
hey yarabbim,
istanbul,
taksi,
taksici,
türk kafası
Perşembe, Temmuz 07, 2011
Cumartesi, Mayıs 21, 2011
oto-sansar
şu kelimelerin de yasaklanmasını talep ediyorum:
almak, vermek, açmak, abanmak, dayamak, değdirmek, sokmak, çıkarmak, oymak, koymak, kaymak, tutmak, sıkmak, kalkmak, gitmek, (erken/birlikte) gelmek, azmak, çıldırmak, erimek, bitmek, delirmek, ıslanmak, yanmak, yalamak, yemek, yutmak, yarmak, çekmek, boşalmak, fışkırmak, bitirmek, bozmak, kaldırmak, indirmek, avuçlamak, parmaklamak, ellemek, okşamak, oturtmak, tokatlamak, ittirmek, üstüne çıkmak, altına girmek, arkasına geçmek, sahip olmak
arka, bal, baş, uç, baldız, bakir, bakire, çadır, dantel, delik, ebe, frikik, dönme, göğüs, ilişki, kalem, çilek, elma, karpuz, kavun, patlıcan, portakal, şeftali, oral, anal, kase, kiraz, dudak, sütun, posta, otuz bir, altmış dokuz, erkek erkeğe, kadın kadına, fantazi, ikiz yatak, döşek, sandiviç, üçlü, ters, olgun, oğlan, tombala, tazyik, tahrik, taciz, tecavüz, kızlık, erkeklik.
almak, vermek, açmak, abanmak, dayamak, değdirmek, sokmak, çıkarmak, oymak, koymak, kaymak, tutmak, sıkmak, kalkmak, gitmek, (erken/birlikte) gelmek, azmak, çıldırmak, erimek, bitmek, delirmek, ıslanmak, yanmak, yalamak, yemek, yutmak, yarmak, çekmek, boşalmak, fışkırmak, bitirmek, bozmak, kaldırmak, indirmek, avuçlamak, parmaklamak, ellemek, okşamak, oturtmak, tokatlamak, ittirmek, üstüne çıkmak, altına girmek, arkasına geçmek, sahip olmak
arka, bal, baş, uç, baldız, bakir, bakire, çadır, dantel, delik, ebe, frikik, dönme, göğüs, ilişki, kalem, çilek, elma, karpuz, kavun, patlıcan, portakal, şeftali, oral, anal, kase, kiraz, dudak, sütun, posta, otuz bir, altmış dokuz, erkek erkeğe, kadın kadına, fantazi, ikiz yatak, döşek, sandiviç, üçlü, ters, olgun, oğlan, tombala, tazyik, tahrik, taciz, tecavüz, kızlık, erkeklik.
Salı, Şubat 15, 2011
denet adam ep.2
denet adam taksim meydanı'na yapılmış çiçekten dev kedi heykeline baktı. jeff koons'un puppy'sinin yandan yemiş bir versiyonu olan ve mekanla hiçbir ilişkisi olmayan bu heykeli kimin düşünüp oraya koymaya karar vermiş olabileceğini düşündü. kedinin üzerindeki çiçekler arasında yer yer boşluklar fark etti. gözleri de bir garip bakıyordu kedinin.
taksim meydanı olarak tanımladığımız bölgede bu garip kediden başka ne gibi garipliklerin olduğunu düşündü denet adam. taksim parkı girişinde genellikle boş duran sadece bir takım el işi fuarlarında, önemli gün ve haftalarda kullanılan boş ve atıl bir alan. dev konik ağaç ekran, beyaz plastik akbil satış kabinleri, giriş yapılamayan metro girişleri, çimeni olmayan minik toprak alanlar, dev bayrak direği dev elektrik direği, su deposunun önünü kapatan polis bariyerleri, üç foreks plakanın birbirine çatılmasından oluşan reklam panoları. taksim meydanı tam bir gereksiz nesne çöplüğü diye geçirdi içinden denet adam.
etiketler
akbil,
belediye,
denet adam,
hey yarabbim,
kamusal,
meydan,
taksim
denet adam
denet adam taksim meydanı'na taksim parkının tam girişine kurulan ucube dev koni ekrana baktı. devrim sonrası rusya'sından fırlamış gibi görünen bu yapının tepedeki yaklaşık 10'da 1'lik kısmın yamuk olduğunu fark etti. ayrıca ekran üzerinde piksel görevi gören ışıklar çok seyrek bir şekilde yerleştirilmişti ve koni de yukarıya doğru çok fazla daralıyordu. bu da üzerinde yazan yazıların okunmasını zorlaştırıyordu. ayrıca koni üzerinde akan yazılar akıcı bir şekilde ilerlemiyordu. denet adam hangi aklı evvelin böylesine saçma bir yapıyı tahayyül edip hangi sebeple oraya diktirmiş olabileceğini düşündü.
etiketler
belediye,
denet adam,
ekran,
hey yarabbim,
istanbul,
koni,
taksim
Perşembe, Şubat 10, 2011
pipin düşer
sanırım cinsel taciz sadece pipi ile yapılan bir şey olduğundan tecavüz suçlularının ilaçla hadım edilmesine karar verilmiş ya da verilmek üzere. ilaçla hadım nasıl oluyor derseniz buna chemical castration adı veriliyor. dünyada örnekleri az da olsa mevcut. tecavüz suçlarına derman olur mu ancak pipiye derman olmayacağı kesin.
tecavüzün oluşmasına sebebiyet veren durumları engellemek yerine böylesi bir kökten çözüme gitmek bana pek mantıklı ve etik gelmiyor açıkçası.
bunu öneren bunu da önerebilir: tekrarlayan hırsızlık durumlarında kolun kesilmesi, tekrarlayan küfür ve hakaret durumlarında dilin kesilmesi, tekrarlayan trafik kazası durumlarında el ve ayakların bilekten kesilmesi, tekrarlayan basiretsizlik durumlarında beynin bir bölümünün alınması...
tecavüzün oluşmasına sebebiyet veren durumları engellemek yerine böylesi bir kökten çözüme gitmek bana pek mantıklı ve etik gelmiyor açıkçası.
bunu öneren bunu da önerebilir: tekrarlayan hırsızlık durumlarında kolun kesilmesi, tekrarlayan küfür ve hakaret durumlarında dilin kesilmesi, tekrarlayan trafik kazası durumlarında el ve ayakların bilekten kesilmesi, tekrarlayan basiretsizlik durumlarında beynin bir bölümünün alınması...
etiketler
cinsel taciz,
hadım,
hey yarabbim,
öneri,
tecavüz,
türkiye,
yasa
Çarşamba, Ocak 26, 2011
curtain on their eyes işallah
türkiye'de çok acayip şeyler de oluyor maşallah. allah eksiltmesin inşallah.
etiketler
adnan oktar,
evrim,
hey yarabbim,
ingilizce,
inşallah,
maaşallah,
saçmalık
Salı, Ocak 04, 2011
amıdiyimbemidiyim
İstanbul Ulaşım 2000 yılında bir yerli tramvay sevdası ile yola çıkmış. Aylar ayları, yıllar yılları izlemiş, bir arpa boyu yol gidilememiş. İnternet sitesinde aslında birden fazla model var gibi görünse de aslında tek bir model var.
En son 2009 yılında Zulu Design'a bir yerli tramvay yaptırıldı. Hatta adı da -koç yalamakla ağız aşınmadığından- RTE 2009 -Recep Tayyip Erdoğan değil Railway Transport Equipment efendim- kondu, hatta hatta bu model tasarım sergilerinde sunuldu, hatta hatta hatta dağlara taşlara yazıldı yerli tramvay raylarda diye.
Peki raylara çıkmadı mı tramvay? Aslında çıktı çıkmasına, ancak güvenlik ve elektrik testlerinden geçemediği için apar topar geri çekildi. Sonra kendisinden haber alınamadı, ancak son olarak alstom'dan 37 adet yeni tramvay alındı ve kabataş-zeytinburnu hattında çalışmaya başladı. Biz de dedik ki ha demek ki yalan oldu yerli tramvay yaşasın yabancı tramvay -illa yerli olsun gibi bir derdim yok, alstom'u severim-.
Şimdi İstanbul Ulaşım diyor ki: İstanbul tramvayını seçiyor. E kardeşim siz yerli tramvay tasarlatmadınız mı adamlara? Şimdi biz neyi seçiyoruz? Varolanı mı değiştireceksiniz, yoksa yeni baştan mı yapacaksınız? Ayrıca madem yerli tramvayın üzerine gidilecek o zaman neden 37 tane yeni araç alındı? Ayrıca toplu taşıma aracını halkın seçmesi (aynen vapurda olduğu gibi) nasıl bir yutturmacadır? Tasarım konseptine endüstriyel tasarımcı karar verir, ben ne anlarım ki tramvay tasarımından.
Hepsini geçtim, İstanbul -ve daha önceki yerli tramvay- ile hiçbir alakalarının olmamasının -ki olmasına gerek yok hatta olmasın da- araçlar neredeyse birbirinin aynısı. Aynı bıkın kırmızısı. Büyük ihtimalle 3-5 farklı firmaya yaptırdıkları konsept çizimlerinden ve modellerden -siz birşeyler çizip getirin, üzerinde konuşalım- genel müdürün hoşuna giden iki tanesini seçip koymuşlar siteye, biz de kendimizi tramvay seçiyor sanıyoruz.
En son 2009 yılında Zulu Design'a bir yerli tramvay yaptırıldı. Hatta adı da -koç yalamakla ağız aşınmadığından- RTE 2009 -Recep Tayyip Erdoğan değil Railway Transport Equipment efendim- kondu, hatta hatta bu model tasarım sergilerinde sunuldu, hatta hatta hatta dağlara taşlara yazıldı yerli tramvay raylarda diye.
Peki raylara çıkmadı mı tramvay? Aslında çıktı çıkmasına, ancak güvenlik ve elektrik testlerinden geçemediği için apar topar geri çekildi. Sonra kendisinden haber alınamadı, ancak son olarak alstom'dan 37 adet yeni tramvay alındı ve kabataş-zeytinburnu hattında çalışmaya başladı. Biz de dedik ki ha demek ki yalan oldu yerli tramvay yaşasın yabancı tramvay -illa yerli olsun gibi bir derdim yok, alstom'u severim-.
Şimdi İstanbul Ulaşım diyor ki: İstanbul tramvayını seçiyor. E kardeşim siz yerli tramvay tasarlatmadınız mı adamlara? Şimdi biz neyi seçiyoruz? Varolanı mı değiştireceksiniz, yoksa yeni baştan mı yapacaksınız? Ayrıca madem yerli tramvayın üzerine gidilecek o zaman neden 37 tane yeni araç alındı? Ayrıca toplu taşıma aracını halkın seçmesi (aynen vapurda olduğu gibi) nasıl bir yutturmacadır? Tasarım konseptine endüstriyel tasarımcı karar verir, ben ne anlarım ki tramvay tasarımından.
Hepsini geçtim, İstanbul -ve daha önceki yerli tramvay- ile hiçbir alakalarının olmamasının -ki olmasına gerek yok hatta olmasın da- araçlar neredeyse birbirinin aynısı. Aynı bıkın kırmızısı. Büyük ihtimalle 3-5 farklı firmaya yaptırdıkları konsept çizimlerinden ve modellerden -siz birşeyler çizip getirin, üzerinde konuşalım- genel müdürün hoşuna giden iki tanesini seçip koymuşlar siteye, biz de kendimizi tramvay seçiyor sanıyoruz.
etiketler
belediye,
haber,
hey yarabbim,
istanbul ulaşım,
saçma,
tramvay,
yerli
Çarşamba, Aralık 29, 2010
işallahla maşallahla hayat geçer mi?
kafaların en güzeli, android kafası. bu arada mac ile pc'yi yaratan aynı allah olamaz bence. gadanallah.
etiketler
adnan oktar,
allah,
din,
hey yarabbim,
mac,
maşallah,
pc,
saçma
Pazartesi, Ekim 18, 2010
çok özel
'Özel Temas' diye özel eğitim kurumu olur mu hiç? Bu insanlar neden bir şekilde akıl fikir edinememişler acaba, çok merak ediyorum. Tam adı 'Özel Temas Özel Eğitim Kurumu'. Nasıl bir temas var bilemiyorum.
Gitmek isteyen olursa Beşiktaş Vişnezade Mahallesi'nde.
Gitmek isteyen olursa Beşiktaş Vişnezade Mahallesi'nde.
Cumartesi, Eylül 04, 2010
dijital arkeoloji: hocam
her titr birbirinden kafa karıştırıcı. emekli yurt dışı? din görevlisi? imam mı, müezzin mi nedir? astronik bilim adamı? falcı gibi bir şey mi bu? ayrıca yurt dışı ise nasıl ankara'da oturuyor? aklım hafsalam almadı gerçekten.
etiketler
dijital arkeoloji,
hey yarabbim,
hoca,
imam,
komik,
yurdum insanı
Pazar, Ağustos 22, 2010
kim kimdir? // yıldırım akbulut
eski başbakan.
In 1985 Yıldırım Akbulut stated: “a new law empowers us to arrest people suspected of homosexuality for a term of 24 hours... We don't believe that homosexuality is not one of the anti-social tendencies. We have to be tough against persons who have such perverted thoughts and tendencies. The number of such persons increases daily. They became the cancer of society. No segment of our society approves people who hold such thoughts and tendencies... We therefore shall introduce measures against these people everywhere, but especially in the big cities”
Pazartesi, Temmuz 26, 2010
beşiktaş rehberi #4: benden uzak allaha yakın
bu ev üstü cami eğilimi ne zaman başladı bilemiyorum. tekkelerin kapatılmasından sonra mı, istanbul'a yoğun göçten sonra mı, yoksa son 20 senedir mi? çok acayip bir kafa. sanırsın ki öyle bir şehirde yaşıyoruz ki cami yapmak yasak, ibadet engelleniyor, her semtte adım başı altı marketlerle süslü camiler yok. bir insan neden böyle bir şey yapma ihtiyacı duyar anlayamıyorum. kurtuluş'ta da gördüm bir tane 5 katlı bir apartmanın tepesinde, sanırım fatih'de falan da var bunlardan. allah akıl fikir versin diyorum.
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
cami,
hey yarabbim,
mimari
beşiktaş rehberi #2
beşiktaş ıhlamurdere caddesi üzerinde manyak bir hayvancı dükkanı var. manyak derken işleten kadından bahsediyorum. kendisi anlatılmaz yaşanır bir insan. böyle, nasıl desem, bir garip. bazen alışveriş yaparken gelip kızıyor, hayvanlara bakanları kovalıyor falan, ilginç bir tip işte. kendisi tükkan girişine şöyle bir duyuru yapıştırmış. işini gerçekten ciddiye alıyor olmalı. gün olur da yolunuz düşer de kadın orada yoksa...SAKIN KİMSEYE SORMAYIN. KİMSE BİLMEZ. ERGEÇ GELİR O. BEKLEYİN!
etiketler
beşiktaş,
beşiktaş günlüğü,
hayvan,
hey yarabbim,
istanbul,
komik,
pet store
feebasse
Kadıköy meydana asılmış (boğanın oradaki çiçekçilerin orası) büyük bir afiş var. 19 Temmuz çakma Fenerbahçeliler Günü oldu ya birkaç senedir (biz 19 Mayıs'ta Galatasaraylılar Günü kutlayamıyoruz tabi), sağda solda bir takım aktiviteler, heyecanlanmalar görmek mümkün. Bir de bu günün adı Dünya Fenerbahçeliler Günü olarak konmuş ki sanırsın yurtdışından akın akın insan geliyor bu günü kutlamaya. Her neyse konu bu değil.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
Afişin üzerinde şöyle yazıyor: "Edirne'den Kars'a, canım feda vatan sana". Neresinden tutsak elimizde kalıyor efendim kurtaramıyoruz.
1. Fenerbahçe ile vatan sevgisi arasında nasıl bir ilişki var? Her fenerlinin canı vatana feda mıdır? Fenerliyim ama yarın savaş çıksa aynen Almanya'ya topuklarım diyen yok mudur? Ben eminim ki dara düştüğünde her takımdan hatrı sayılır sayıda insan önce kendisini kurtarmaya bakacaktır.
2. Türkiye'nin kuzeydeki en doğu ve batı noktalarını vermek sureti ile vatanı tanımlamak sıkça rastlanan bir yöntem. Ve fakat geliniz görünüz ki Türkiye'nin sağ üst köşesinde her zaman Ardahan olmuştur. Neden böyle bir değişiklik yapma ihtiyacı hissedilmiş anlayamadım. Sanırım harf sayısını azaltmak için, ama madem derdiniz o idi bari "İzmir'den Van'a deseydiniz, iki harf daha kazanırdınız. Neyse.
3. Bütün bunlara ek olarak cümledeki hece yapısı çok uyumsuz olmuş. "Edirne'den Kars'a" 6 hece, "canım feda vatan sana" ise 8 hece. Halbuki Edirne'den Ardahan'a olmuş olsaydı hece ölçüsü de tutturulmuş ve daha iyi bir uyum yakalanmış olacaktı.
Neyse efenim yine de bütün Fenerbahçe'lilerin Dünya Fenerbahçe Günü'nü kutlar, küçüklerin gözlerinden büyüklerin ellerinden öperim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

















