türkçe öğreniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkçe öğreniyorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma, Mayıs 29, 2009

çoktamiki

belkide dahi anlamındaki de'den vazgeçmenin zamanı gelmiştir diye düşünüyorum. o kadar uzun zamandır bu konuda ciddi bir hassasiyet gösteriyorumki artık yoruldum. hiç beklemediğim yerlerde, hiç beklemediğim insanlarda görmek bu hataları acı veriyor bana. geceleri gizli gizli ağlıyorum. bırakalım uyulmasın kurallara, bırakalım anlamlar karışsın, bırakalım dağınık kalsın. dahi anlamındakide, bağlaç olanki, soru ekimi, hep bitişik yazılsınlar. oh. altımız kuru keyfimiz yerinde.

Pazartesi, Nisan 27, 2009

türkçe öğreniyorum: sempoş

merhaba arkadaşlar,
bugünkü dersimizde dilbilgisel olduğu kadar sosyal boyutu ile de önemli bir kelime olan "sempoş"u inceleyeceğiz. 
sempoş ile onun aklımıza getirdiği ilk kelime olan sempatik arasında yakın ama bir o kadar da ilginç bir ilişki vardır. en baştan söylemek gerekir ki sempoş sempatiğin kısaltması değildir. hatta bu iki kelime neredeyse birbirine zıttır bile denilebilir. şimdi örneklerle açıklayalım:

örnek cümle 1:
"ya pardon şu kutuyu kaldıramıyorum, bana yardım eder misin?"

bu cümleyi kullanan bir kız sempatiklik sınırları dahilindedir. fiziksel olarak başaramadığı bir iş için bizden yardım istemekte ve bunu da kibarca sorarak yapmaktadır. kendisine yardım edip etmemek bize kalmıştır. 

örnek cümle 2:
"ya canım yaaaaa, ay bi türlü kaldıramadım şu salak kutuyu ya, öfff. hadi sen yapsana ya sen yaparsın güçlüsün sen yaaaa." (kafanın çeşitli açılarla yana yatması, bir takım jest ve mimiklerle zavallılık hissinin güçlendirilmesi)

işte sevgili dostlar, ikinci örnek cümlemizdeki kız sempoşun daniskasıdır. kendisini acındırmak sureti ile -sempatik bir görünüm sergilediğini düşünerek- yardım dilenmektedir. aslında yardım edilmiyesi, mikili tokasıyla oracıkta bırakılasıdır ve fakat günümüz Türk toplumunda en çok da işte böyle kızlar yardım görmektedir. 


sempoş kızları sempatik kızlardan ayırt etmenin bir çok yolu mevcuttur. mesela action figure'lü anahtarlığı olan bir kız (temel reis hariç) sempatik iken anahtarlarının toplam boyutundan üç kat büyük, süper tüylü peluş hayvancıklı anahtarlık taşıyan kız sempoştur. yolda gördüğü köpeği kediyi oy ne kadar şirin deyip geçen ya da eğilip normal normal seven kız sempatiklik sınırları dahilindeyken, "ayyyyyy hüseyin şuna baaaak ne kadar tatlı yaaaa ölürüm ben buna agucuk mugucuk, çok şirin ya resmen biblo yaa" şeklinde uzayıp giden cümleler kuran kediyi/köpeği sadece kucağına alıp orasını burasını mıncırmakla kalmayıp size ve bütün dünyaya da sevdirmeye çalışan, oracıkta bir sevgi tiyatrosu sergileyiveren kız sempoşluğun kitabını yazmıştır. örnekler çoğaltılabilir, ve fakat teorimizi temel bir argümanla özetlememiz gerekirse şöyle diyebiliriz: 
uyuzluk ve gudubetlikten uzak, kendine has sevilesi özellikler barındıran ve en önemlisi sempatik olup olmadığını umursamayan kızlar sempatikken, çeşitli şirinlikler, nazlanmalar, garip sesler çıkarmalar, minnoş minnoş konuşmalar suretiyle ilgi çekebileceğini ve etrafındakilere bir çok şey yaptırabileceğini fark etmiş olan, ve ısrarla bu davranış şekillerinin üzerine giderek bunları gayet de bilinçli ve manipülatif bir şekilde kullanan, bu şekilde davranmayı bir yaşam tarzı haline getirmiş kızlar ise sempoştur. 

türkçe dersinden çok sosyoloji dersi oldu bugün. ama olsun önemli olan öğrenmek. bir sonraki dersimize kadar hoşçakalın.

Perşembe, Nisan 23, 2009

türkçe öğreniyorum: gibi/kadar

merhaba sevgili arkadaşlar,
bugün gibili gibisiz ve kadarlı cümlelerdeki anlam farklarına bir bakalım:

örn. 1
"dana kadar kulakları vardı." --- "he had ears big like a calf"

burada kulaklar türkçe cümlede doğrudan görülmese de dana ve onun büyüklüğü ile ilişkilendirilmiştir. her bir kulak neredeyse bir dana büyüklüğündedir.

örn. 2
"dana gibi kulakları vardı." --- "he had ears like a calf"

gördüğünüz gibi ikinci örneğimizde ingilizce cümlenin türkçe olan ile alakası olmadı. sanki dananın da kulağı var adamın da gibi oldu. ama biz kendi cümlemize dönecek olursak aslında demek istediğimiz kişinin kulaklarının dananınkiler ile şekilsel bir benzerlik taşıdığı idi. yani yine büyük ama dananın kendisi kadar değil kulağı kadar büyük. ve mesela belki ucu sivri, içi kıllı. yani gibi dediğimizde boyuttan fazlasını söylemiş oluyoruz.

örn. 3
"dana kulaklı!" --- "calf ears!"

bu örnekte ise kişiye resmen hakaret edilmektedir. lafı eden fazla detaya girmemiş çıkarımı karşıdakinin hayalgücüne bırakmıştır. artık boyut mu anlar, şekil mi anlar ona kalmış. ama lafın gelişinden sanki burada dananın dana olarak çok bir önemi yokmuş, sanki yerine herhangi bir büyük baş hayvanın ismi gelebilecekmiş gibi görünmektedir.


evet sevgili arkadaşlar. bugünkü türkçe öğreniyorum programında gibi'li kadar'lı ve hiç birşeyli benzetmelerin farkını öğrendik. bu cümleleri bilinçli kullanalım. akıllı olalım. incinmeyelim incitmeyelim. türkçemiz bizim. unutmayalım unutturmayalım. havalar soğuk. üşütmeyelim üşütmeyelim. sucuklar taze. soğutmayalım soğutturmayalım. esen kalın.

Salı, Mart 27, 2007

sonra neden...

bremen'deki türklerden birinin istemdışı -istemdışı olarak değil de fark etmeden diyelim- kurduğu bir cümleye takıldım kaldım. şimdi bu arkadaş sokakta, okulda, barlarda bir sürü güzel kız görüyor. ama gelin görün ki -doğal olarak- bu kızların hepbirinin bir erkek arkadaşı var dolayısıyla az sonra o fantastik cümleyi kuracak arkadaşa kimse bakmıyor.
arkadaşımız -adı süleyman olsun- ise isyanını şu naçizane cümle ile dile getiriyor:
'sonra süleyman niye 31 çekiyor diyorlar.'
kısa bir mantık zinciri üzerinden 'oxford vardı da biz mi okumadık' ya da 'petrol var da biz mi içtik' mealine gelen bu cümleyi birçok farklı ortamda ve amaçla kullanmak mümkün. bu güzel cümle yapısını -bana ait olmasa da- türk insanının yaratıcı dimağına armağan ediyorum.

Cumartesi, Kasım 18, 2006

türkçe öğreniyorum

8 eylül 2006
julia'nın öğrendiği türkçe kelime ve cümleler:
öyle böyle değil -bu eule beule değil gibi olduğu için kolay öğrendi ve çok eğlendi-, şöyle böyle, çat pat, türkçe öğreniyorum, biliyorum bilmiyorum.