kahveye ya da süte kurabiye batırırken kurabiyenin bardağa sığmaması ne kadar önemli bir sorundur tartışılır, ancak ben -sütüme kurabiye banıyor olmasam da- bu tür ufak tasarım dokunuşlarından hoşlanıyorum. beyin jimnastiği gibi bir şey.
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahve etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çarşamba, Ağustos 11, 2010
daldırcan
etiketler
kahve,
kurabiye,
süt,
tasarım,
ürün tasarımı
Pazar, Şubat 07, 2010
adalarda tahin var
adalar sorunu from avsar gurpinar on Vimeo.
dr. fulya memişoğlu ile türk-yunan ilişkileri ve aidiyetler üzerine bir tartışma.
etiketler
adalar,
baklava,
kahve,
nazar boncuğu,
tartışma,
türkiye,
video,
yorum,
yunanistan
Çarşamba, Haziran 06, 2007
soğuk kahve
dün geceki rüyamda cümbür cemaat bir yere gidilmiş. yurt dışında bir yer. az tanıdığım çok tanıdığım, yakın uzak birçok insan orada. kimi masalarda kimi chill-out bölgelerinde oturmakta/yayılmakta. biryerlerden soğuk kahve alana bir kahvenin bedava olduğunu öğreniyorum. ancak garsonlar bedava olan şeyin kahve değil meyve suyu ya da redbull gibi birşeyler olduğunu iddia ediyorlar. bu duruma çok sinirlenerek garson garson dolaşmaya başlıyorum. bağırıp çağırıyorum. herkesin keyfi yerinde, insanlar sağda solda oturuyor, muhabbet ediyor, içki falan içiyor. bense deli danalar gibi dolanıyorum ortalıkta. garsonlar kocaman, bana tepeden bakıyorlar, ama umrumda bile değil. bir tanesine senin yöneticin kim ben onunla görüşmek istiyorum diyorum. yok burada yönetici falan bana söyle ne söyleyeceksen diyor. kimseye anlatamıyorum derdimi. sinirden ağlayacak hale geliyorum.
ne anlama geliyor acaba bu rüya? kahveye ve bedava ürünlere olan sonsuz sadaketimi ve onlar için vereceğim mücadelenin büyüklüğünü mü anlatıyor?
ne anlama geliyor acaba bu rüya? kahveye ve bedava ürünlere olan sonsuz sadaketimi ve onlar için vereceğim mücadelenin büyüklüğünü mü anlatıyor?
Perşembe, Aralık 21, 2006
cafe & bar celona
28 eylül 2006
12:20
cafe & bar celona'da kurs bitimi kahvesi. hangi sivri akıllı bu ismi bulmuş bilemiyorum. müthiş bir dehanın ürünü olsa gerek. Irish Mocca Cream içiyorum. Çift espresso, çikolata ve irlanda kreması şurubu, sıcak süt ve krema. Evet, oldukça tatlı bir kahve. 3,40 avro.
bu arada bugün evdeki son rafı da devirdim. herşey salondaki fişe eğilmemle başlamıştı. fişi taktıktan sonra gönül rahatlığı ile doğrulurken hemen üstümde durmakta olan 10 santim kalınlığında ve 60 santim uzunluğunda olan ikea rafına şöyle güzel bir omuz atmıştım. ilginç bir şekilde yaklaşık 1,5 metreden aşağı düşen bilimum ıvır zıvırdan hiçbiri kırılmamıştı. ve fakat raf mefta olmuştu, zira duvardaki vida delikleri folloş olmuştu bir kere.
bundan bir iki gün sonra julia'nın odasında durmakta olan aynı formattaki rafın üzerine -onun yaptığı gibi- ayakkabılarımı koymak istememle rafın 'ben çok yoruldum artık salıyorum kendimi' nidaları ile kendini koyvermesi bir oldu. ikinci rafın icabından da bu şekilde geldim. fakat raf laneti henüz bitmemişti.
bu sabah nadine beni kursa bırakabileceğini söyledi, giyindim hazırlandım. çıkmadan önce, halen yatakta mayışmakta olan julia'yı öpeyim dedim. yatak ikea'nın merdivenle çıkılan altı boş yarı ranza formatındaki yataklarından. o yatağın kenarına geldi, ben yukarı uzandım ve fakat ulaşamadık birbirimize. bir adımımı merdivene atıp bir elimi duvara bir elimi de raf olduğunu 5 saniye sonra anlayacağım bir tahta parçasına koyarak destek aldım. benim yukarı doğru uzanmamla rafın aşağı doğru uzanması bir oldu. ve işte 3. raf da bu şekilde mefta oldu.
ama sorun bende değil yani duvarlar bu raflar için fazla yumuşak, raflar da fazla kalın ve ağır. hepsi ikea'nın suçu. hiçbir rafa yaklaşmıyorum tabi artık.
12:20
cafe & bar celona'da kurs bitimi kahvesi. hangi sivri akıllı bu ismi bulmuş bilemiyorum. müthiş bir dehanın ürünü olsa gerek. Irish Mocca Cream içiyorum. Çift espresso, çikolata ve irlanda kreması şurubu, sıcak süt ve krema. Evet, oldukça tatlı bir kahve. 3,40 avro.
bu arada bugün evdeki son rafı da devirdim. herşey salondaki fişe eğilmemle başlamıştı. fişi taktıktan sonra gönül rahatlığı ile doğrulurken hemen üstümde durmakta olan 10 santim kalınlığında ve 60 santim uzunluğunda olan ikea rafına şöyle güzel bir omuz atmıştım. ilginç bir şekilde yaklaşık 1,5 metreden aşağı düşen bilimum ıvır zıvırdan hiçbiri kırılmamıştı. ve fakat raf mefta olmuştu, zira duvardaki vida delikleri folloş olmuştu bir kere.
bundan bir iki gün sonra julia'nın odasında durmakta olan aynı formattaki rafın üzerine -onun yaptığı gibi- ayakkabılarımı koymak istememle rafın 'ben çok yoruldum artık salıyorum kendimi' nidaları ile kendini koyvermesi bir oldu. ikinci rafın icabından da bu şekilde geldim. fakat raf laneti henüz bitmemişti.
bu sabah nadine beni kursa bırakabileceğini söyledi, giyindim hazırlandım. çıkmadan önce, halen yatakta mayışmakta olan julia'yı öpeyim dedim. yatak ikea'nın merdivenle çıkılan altı boş yarı ranza formatındaki yataklarından. o yatağın kenarına geldi, ben yukarı uzandım ve fakat ulaşamadık birbirimize. bir adımımı merdivene atıp bir elimi duvara bir elimi de raf olduğunu 5 saniye sonra anlayacağım bir tahta parçasına koyarak destek aldım. benim yukarı doğru uzanmamla rafın aşağı doğru uzanması bir oldu. ve işte 3. raf da bu şekilde mefta oldu.
ama sorun bende değil yani duvarlar bu raflar için fazla yumuşak, raflar da fazla kalın ve ağır. hepsi ikea'nın suçu. hiçbir rafa yaklaşmıyorum tabi artık.
Pazartesi, Kasım 20, 2006
Litfass
10 eylül 2006
11:20
Litfass'ta sabah kahvaltısı. Bremen'de alışılmadık kadar güzel, 86 yazından kalma bir gün. Kuşlar cıvıl, güneş pırıl. Sokağa konulmuş masalarda kağıda işaretleyerek kahvaltı tanrısına yolladığım bir adet omlet, bir baget, 2 parça Gouda peyniri ve sürme peynirinin maddeleşmesini bekliyorum.
Kahve makinasının geçici seçirgen filtresinden süzülen kahvem çoktan geldi. İçecekleri önden getirme adeti burada da mevcut. Bunun yanında sipariş verirken buzlu çikolata (eisschokolade) ile sıcak çikolata (heisse schokolade) arasındaki farka da dikkat etmek gerekiyor.
11:20
Litfass'ta sabah kahvaltısı. Bremen'de alışılmadık kadar güzel, 86 yazından kalma bir gün. Kuşlar cıvıl, güneş pırıl. Sokağa konulmuş masalarda kağıda işaretleyerek kahvaltı tanrısına yolladığım bir adet omlet, bir baget, 2 parça Gouda peyniri ve sürme peynirinin maddeleşmesini bekliyorum.
Kahve makinasının geçici seçirgen filtresinden süzülen kahvem çoktan geldi. İçecekleri önden getirme adeti burada da mevcut. Bunun yanında sipariş verirken buzlu çikolata (eisschokolade) ile sıcak çikolata (heisse schokolade) arasındaki farka da dikkat etmek gerekiyor.
Cumartesi, Kasım 18, 2006
kahve makinası
7 eylül 2006
julia bana kahve makinası almış. Filtre kahve pek sevmiyorum ama jacobs ya da mmmelitta macht Kaffee zum Genuss'la mutluluğa koşabilirim sanırım. Her halükarda çok sevindim.
julia bana kahve makinası almış. Filtre kahve pek sevmiyorum ama jacobs ya da mmmelitta macht Kaffee zum Genuss'la mutluluğa koşabilirim sanırım. Her halükarda çok sevindim.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
