Çarşamba, Eylül 17, 2008

alt yazması

divxplanet şu dünya üzerinde görüp görebileceğiniz en şukela altyazı sitesidie sevgili tavşanlarım. hem film hem de dizi bazında üzerine tanımıyorum açıkçası. forom ne güne duruyor o zaman dediğinizi duyar gibiyim. forom, hem en dirayetli tarayıcıları bile aşmayı başaran pop-up pencereleriyle hem de gittikçe yavaşlamaya başlayan güncellenme hızı ile her geçen gün gözümden daha da düşmekte. en son durumu şöyle özetleyebilirim ki bir altyazı forom'da varsa divxplanet'ta da vardır. divxplanet'ta yoksa forom'da hiç yoktur.
ingilizce dışında bir altyazı dili arıyorsanız dolaşın diğer sitelerde de opensubtitles, subtitles.net vs. vs., ama türkçe veya ingilizce arıyorsanız bakacağınız ilk yer divxplanet olmalıdır kanımca. en alakasız dizilerin altyazılarını bile burada bulmak mümkün.
siteyle ilgili eleştirebileceğim tek bir şey olabilir o da bazı dizilerin orjinal altyazılarının siteye yükleniş hızı. weeds şimdi 13. bölümde mesela hepsini indirdim ama son bölümün altyazısı hala gelmedi. hepsini bir anda izlemek istediğim için beklemek zorundayım. dün, daha önce bir kaç kez olduğu gibi yine çaresizlik içerisinde bir sürü siteye baktım ama yok, mümkün değil bulamadım. sadece bir sitede italyancasını buldum, manyağın teki koymuş. şimdi mantık olarak italyancası varsa ingilizcesi de olmalı bir yerlerde, esas kaynağa ulaşmak istiyorum. esas kaynak divxplanet değilse tabi.

frrmack

nihayet diyorum. evet nihayet sayın arkadaşım osman gerizekalı msn space'inden vazgeçerek kendini blogger'ın şefkatli kollarına bıraktı. blog ortamlarının durgun olduğu şu günlerde osman'ın tez teslimine 5 dakka kalmışken insanüstü bir etkinlik göstereceğini düşünüyorum kendisinin. o osman ki en sıkışık zamanlarda en alakasız işlerle uğraşan insanın daniskasıdır, yüzümü kara çıkarmayacaktır.
bakalım bakalım.

hmmmmmm

öyleydi böyleydi, şu gündü bu gündü, şu eklenecekti bu çıkartılacaktı derken bitti işte. bitti derken, verdim gitti. gitti derken bitti mi acaba? ne diyecekler? aaa vallahi çok güzel olmuş? eee, hmm iyi iyi fena değil? bu ne be g*tüme benzemiş? bilemiyorum gerçekten. ama en azından uzunca bir süre kendisini görmek istemiyorum onu biliyorum. ama aslında arada bir baksam fena olmaz. daha farklı çalışmalara yelken açacağım kendisinin üzerinden. neyse bakalım. bir garip oluyo insan yahu. ne yapıcam ki şimdi ben?

Cumartesi, Temmuz 26, 2008

açık oturum

-eskiden açık oturumların adı haggaten de açık oturumdu. noldu sonra onlara? hepsinin afili isimleri oldu sanırım. x ile bilmemne sevilen bi format sanırım. hulki cevizoğlu'yla ceviz kabuğu mesela. öyle değil miydi yoksa o? sade ceviz kabuğu muydu acava?
neyse efenim. bir zolkan vızlöz'le distort edilmiş şarkılar programımıza daha hoş geldiniz. siz de hoş geldiniz sayın vızılöz.

-beş gittim ben.

-durun nereye gidiyorsunuz?

-kartal pendik gittik geldik.

-hah onu diyordum hoş geldiniz.

-iki peynirli bir sade hadi bana müsade.

-durun yahu.

-ismim hıdır elimden gelen budur.

-tamam oturun iki dakka.

-elim buz g.tüm karpuz.

-estağfurullah.

-inadım inat g.tüm iki kanat.

-tövbe tövbe.

-dediğim dedik çaldığım düdük.

-bi sus be adam.

-tamam dinliyorum.

-oh. neyse efenim bugün sizinle yozlaştırılmış şarkı sözleri üzerine konuşmak istiyorum.

-cemil çiçeeeeeeek kadar narin, mir gün cabaz kısaaaaaaaa, ağlama değmez hayaaaat, bugöz yaşlarınaaa.

-direk konuya girdiniz. sorum şu ki bu tip şarkı sözlerinde aranan özellikler nelerdir? belli ki ünlü ismi kullanmak bu noktada önemli.

-aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da aramazsan aramaa da.

-hmm. öyle bir loop'a girmek ki şarkının devamının gelmemesi diyorsunuz.

-zeytinyağlı yiyemem amaaaaan basma da fistan wagamam aman.

-yabancı kelimeler de önemli bir etken demek.

-nı nı nı nıı nı nı la hey hey hey!

-anlıyorum. isterseniz bu haftalık sözlerimize burada son verelim?

-benical'imin yağmurların dayı kasın vaaaaar, dayı kasın vaar.

-iyice cıvıttınız artık. haftaya aydınger.

Pazar, Temmuz 13, 2008

hal hatırley (yönetmenin altyazısı)


hal hatir from avsar gurpinar on Vimeo.

yutup öldü yaşasın vimeo

beyninden kıvılcımlar saçan telekomünikasyon iletişim başkanlığı'nca engellenen sevgili youtube'un artık geri dönüşü olmayacakmış gibi görünüyor. yok ktunnelmış yok ninja cloakmış derken ben de yoruldum artık. bu sebeple nicedir kullandığım pek harika vimeo'ya geçiş yaptım. haftalık 500mb upload sınırı bulunmakta kendisinin, videolar adam gibi etiketlenebiliyor, istenirse download izni verilebiliyor ve görebildiğim kadarıyla eli yüzü düzgün videolar barındırıyor. tabi ki youtubeda bütün gece videodan videoya koşmak, onları birilerine yollamak falan bambaşka ama bütün bunlara bir süreliğine ara veriyor, kendimi vimeonun güzel ve şefkatli arayüzüne bırakıyorum. sağ tarafa da sürekli bir vidyo bantı koydum. afiyet şeker olsun, löp löp et olsun.


a recorder in cheap plastic from avsar gurpinar on Vimeo.

Perşembe, Temmuz 10, 2008

ben iyiydim. çevrem de iyiydi.

komplike ismail, sofistike ercan, proaktif muammer. hepsini ayrı seviyorum. hepsinin yeri ayrı. liste uzatılabilir tabi.
dışavurumcu hatice, agnostik tamer, presbiteryen mualla. ilk grup kadar olmasa da bunlar da iyidir.
bir de eskiler var.
fukocu reşit, libidinal hasan ve spektaküler kemal. bunlardan zerre kadar hazzetmem. günahımı vermem. sokakta görsem omuz vurup geçerim.

Perşembe, Temmuz 03, 2008

yeni yaşta kurumsal kutlayışlar

hepsinden önce kitapyurdu vardı. doğumgünüme daha saatler varken attıkları bir maille doğumgünümü kutladıklarını ve bugün yapacağım alışverişlerde kargo ücreti alınmayacağını bildirdiler. o an sarılıp öpmek istedim kendilerini gerçekten. hemen gittim iki kitap aldım. kargo ücreti de vermedim. allah onlardan razı olsun. arkasından bir kaç saat süren bir sessizliğin ardından 12'ye iki dakika kala arkitera kısa ve öz bi mesajla bana iyi seneler diledi.


merhaba avşar diyerek samimi bir hava yakalamışlar. ancak ne bir promosyon, ne bir teklif, ne bir şey. kuru kuru tebrik. tabi ki çöp kutusunu boyladı o posta. son olarak da hsbc'nin pastalı mumlu kurdeleli pek grafik iyi ki doğdunuz maili geldi.



sayınlı kısmı ile tebrik kısmı arasındaki font uyuşmazlığından ve gece 12'yi bilmemkaç geçe gelmesinden de anlaşılabileceği gibi otomotik olarak yollanmış bu e-postadan da hiç hazzetmedim. hatta kendisine arkitera'nınkinin de ötesinde bir nefret duydum. zira arkitera en azından mütavazı ve "ben otomatik bir mesajım, alabildiğine sade, sana gül bahçesi vaad etmiyorum" havasındayken eyçesbiisii'nin maili daha bir iştah kabartıcı daha bir beklenti uyandırıcı. sanki her an "bugün doğumgününüz o yüzden hesabınıza helalinden 20ytl yatırdık." ya da "doğumgününüzde alacağınız ihtiyaç kredisine fazladan 36 taksit daha yapıyoruz var mı ulan?" diyecekmiş gibi bir havası var. ama nerde? sevmiyorum seni hsbc, açıp baksaydın hesap hareketlerime, daha doğrusu hareketsizliklerime, seni ne kadar sevmediğimi anlar ve bunu değiştirmek için bir şeyler yapardın ama artık çok geç. üzgünüm.

son olarak ise zibidik ereyon adlı alışveriş sitesinden bir tebrik mesajı geliyor. bu sanırım şu ana kadarkilerin en kötüsü. hem alışveriş sitesi olmasına rağmen hiç bir hediye, bir 3 alana 5 bedava efendime söyliyeyim, bir 100 liralık alışverişinizde 1 lira bizden jesti yapmıyorlar, hem de ağzı burnu kaymış internet adresinde büyük harf kullandıkları düdük gibi bir e-posta yolluyorlar. zaten hiçbir şey almamıştım buradan, bundan sonra da almam. elveda ereyon.

kurumsal tebrik e-postalarım şimdilik bu kadar. günün ilerleyen saatlerinde umarım daha yaratıcı, daha bol hediyeli jestli mestli bir şeyler gelir.

Perşembe, Haziran 12, 2008

sen ne güzel olursun yensen çek cumhurunu

abi araba gidiyo

internetin dört bir yanı yorumlar sardı biliyorum ama ben de konuşmadan edemeyeceğim. dün isviçre'yi bir şekilde yendik. bir şekilde diyorum çünkü hala ilk 11'imiz kimlerden oluşur, nasıl bir taktikle sahaya çıkarız, kimin görevi nedir gibi soruların cevabına muvaffak olabilmiş değilim. bence baya bildiğin gazla çalışan bir takımız, hadi hop saldırın diyince bir şekilde kazanıyoruz. nihat'ın neredeyse hakan şükür modeli tek forvet, hamit'in sağ bek oynatılmaya çalışıldığı bir de bunlara miadı dolmuş tümer, en büyük kamyoncu emre ve feleği şaşmış tuncay'ın eklendiği bir kadroyla iyi de kazanıyoruz bence. tüm zamanların en anlamsız teknik direktörü fatih terim sağolsun ilginç bir şekilde iki doğru değişiklik yapmasaydı onu da başaramayacaktık. neyse. türkiye'nin herhangi bir maçı için önceden bir yorum yapmanın da son derece anlamsız olduğunu düşünüyorum. hayatımda daha bu kadar istikrarsız, bu kadar dengesiz, oyuncu performanslarının bu kadar değişken olduğu bir takım daha görmedim. pazar günü ne olacak bilemiyorum. hayırlısı diyorum.

turnuva için ise dileğim bizim gruptan portekiz ve bizim, b'den almanya ve hırvatistan, c'den hollanda ve italya ve d'den de ispanya ve isveç'in çıkmasıdır. çeyrek finalde gereksiz takımların elenmesinin ardından bir portekiz-almanya, hollanda-ispanya yarı final serisi de tadından yenmez. o maçlardan kim gelse olur ama şöyle nostaljik bir hollanda-almanya finali (en son hollanda-almanya finali 1974 dünya kupası) gerçekten çok hoş olur diye düşünüyorum. en son dünya kupası dileklerim pek gerçekleşmemişti, zaten dilek işte içinde mantık aramamak lazım.

kazu ne kadar güzel bişey. 3 temmuz doğum günüm. 27 yaşım.