Cuma, Kasım 18, 2011
Salı, Kasım 01, 2011
ulan manet!
![]()
Halil Paşa diyor ki:
“hiçbir fikrim yoktur ve bir ümidim de yoktur.”
modern sanat hakkında söyledikleri:
“ben Paris’te iken Manet isimli bir ressam empresyonist resimler yapardı. Çizgisi zayıf olduğundan herşeyi renk ile göstermeye çalışırdı. Daha sonra bu tarz resimler büsbütün mübağalı bir şekil aldı. Adeta bütün Paris’te moda oldu. Paris’te bir sergide mavi domuz sürülerini gösteren bir resim gördüm ki köylüler bile buna gülüyorlardı. Fransa’da eskiden çok kuvvetli ressamlar vardı. Fakat on beş sene evvel Paris’e gidişimde resmin berbat bir hale geldiğini, zayıf boyalar, çizgisiz renkler ve zayıf desenler gördüm. Bunlar hep Manet’nin tesiri ile olmuştur. Bundan çok müteesir oldum. Mamafih şimdi Fransa’da tekrar yeni klasik üstadlar yetişmeye başladı. Ne ise, çok şükür” diyerek empresyonist sanatçılar hakkında düşündüklerini belirtmiştir.
Asker Ressamlar Kataloğu (Askeri Müze, Military Museum, Harbiye İstanbul, Türkiye, İlkay Karatepe, İstanbul, 2001 (ISBN:975-409-176-5)
|
Perşembe, Ekim 27, 2011
Cuma, Ekim 21, 2011
battiz
pattiz avrupa'ya nasıl geldi? o nasıl soru diye sorduğunuzu duyar gibiyim. ama burada soruları ben sorarım. battez avrupa'ya güney amerika'dan geldi arkadaşlar. hem de 16. yüzyıl sonu gibi oldukça geç sayılabilecek bir tarihte. ve şu şekilde yayıldı:
Salı, Ekim 18, 2011
Perşembe, Ekim 13, 2011
eavesdropping
Salı, Eylül 13, 2011
public art
mario incebelli
Öncelikle şu iki bardak tasarımına bakalım:
Bu tim parsons'ın 1999 yılında tasarladığı 'half-pint mug'.
Bu tim parsons'ın 1999 yılında tasarladığı 'half-pint mug'.
Bu da daha sonra aynı mantık üzerinden geliştirdiği 'half-pint glass'.
Bu da Erdem Akan'ın 2003 yılında tasarladığı 'eastmeetswest' isimli çay bardağı.
Bu ürünler arasındaki kör göze parmak intihal kokularına hiç değinmeyeceğim. Ürün ile ilgili açıklamayı da bir kenara bırakırsak...aslında bir dakika, ürünle ilgili açıklamayı bir kenara bırakmayalım.
'A contemporary interpretation of traditional Turkish tea glass: Looks European feels Oriental. Thanks to its double sided walls, eastmeetswest keeps the content longer hot, without burning your fingers and has a visual effect as if the fluid floats on the air.'
Akan'a göre bardağın görünüşü Avrupa'lı hissi ise Doğu'lu. Bu cümlede ciddi bir kafa karışıklığı seziyorum. Avrupa'nın karşılığı Doğu mudur? Ya da Batı sadece Avrupa mıdır? Bu bakış tam da Türk insanının Oryantalist bakışa kendini uydurma çabası, Batı'nın verdiği Doğu gömleğini ona yaranmak için hiç sorgulamadan üzerine giymesi gibi geliyor bana.
Görünüşü Avrupa'lı hissi Doğu'lu kısmına takılıyorum tekrar. Birincisi, düz, silindirik bir su bardağı formu ne kadar Avrupa'dır, bu tartışılır. İkincisi, bu bardağı elinize aldığınızı ve gözlerinizi kapadığınızı düşünün. Hissettiğiniz şey çay bardağının geniş ağzı, ince beli ya da çayın sıcaklığı mı olacaktır, yoksa düz ve soğuk bir yüzey mi? Bence bu cümle 'Batılı bir form içerisine hapsedilmiş, görülen ama hiç ulaşılamayan ve hissedilemeyen bir Doğu' olarak değiştirilebilir.
Açıklamanın ikinci kısmına gelecek olursak. Bardağın iki tarafındaki duvarlar içeriğini daha uzun süre sıcak tutmakta ve parmaklarımızın yanmasını engellemektedir. Çok güzel. Ve fakat geleneksel çay bardağı zaten bu fonksiyonu çift duvara ve 3 katı fazla malzemeye ihtiyaç duymadan yerine getirmektedir. Çay bardağının biçimini inceleyelim. Geniş bir ağız, ortaya doğru daralan bir bel ve geniş bir dip. Peki bu bardağın biçimi neden böyledir? Sadece güzel göründüğü için mi? İnce belli yuvarlak popolu Doğu'lu kadınları temsil ettiği, çay içerken onların bellerini kavrıyormuş hissini verdiği için mi?
Bardağın altı geniştir, böylece içine konan sıcak sıvının -bu durumda çay- büyük bir kısmı burada kalır ve ince belin de yardımıyla hızlı bir şekilde soğuması engellenmiş olur. Bardağın ağzı geniştir böylece altta kalan sıvı sıcak kalırken ağız kısmında sıvı yüzeyi genişletilerek çayın daha hızlı soğuması sağlanır. Ayrıca bardağın kıvrımlı formu sayesinde içindeki çay çok sıcak da olsa bardak ağız kısmından baş ve işaret parmakları ile çok rahat bir şekilde tutulabilmektedir. Son olarak bardağın bir su bardağından ya da kupadan çok daha küçük olması çayın küçük porsiyonlarda servis edilebilmesini ve soğumadan içilebilmesini sağlar.
Sonuç olarak geleneksel çay bardağının biçimi kullanım şekli ile doğrudan bir bağlantı içerisindedir. Ancak bu haliyle biçim fonksiyondan tamamen koparılarak sadece görsel bir boyuta indirgenmiş oluyor. Dolayısı ile ben, biçimsel benzerlikler ve esinlenmeleri bir kenara bırakacak olursam , belli bir kullanım şekli üzerinden oluşmuş ve uzun süre içerisinde neredeyse ideal haline ulaşmış bir biçimi başka bir biçim içerisinde bu şekilde hapsetmenin mantığını, ve genel anlamda böyle bir tasarımın altında yatan amacı anlamakta gerçekten güçlük çekiyorum.
etiketler
çay bardağı,
erdem akan,
mug,
pint,
tasarım,
tim parsons,
türkiye,
ürün tasarımı,
yorum
Cuma, Ağustos 19, 2011
dev orkestrayla konser keyfi
muazzez ersoy'un 'seksi görünmek için elimi ağzıma sokmuyorum sadece dişime bir şey kaçtı' konserleri muazzam bir başarıya ulaştı.
etiketler
hey yarabbim,
istanbul,
konser,
muazzez ersoy,
nostalji
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









