Pazar, Mayıs 06, 2012

üzüntü ve mail kabuğu

internette pek anlam veremediğim bir duygusal tepki şekli var.
üzüntüsünü, sevincini, heyecanını mail yolu ile iletmek. ilk bakışta normal kabul edilebilecek olsa da idda ediyorum ki öyle değildir. bir örnek ile açıklayayım:
diyelim ki bir insan -hiç istemesek de- vefat etti. bu durum bir mail yolu ile belli bir topluluğa dahil olan (edirne iş adamları derneği ya da afyon gay-lezbiyen katolik taşfırın ustaları) insanlar ile paylaşıldı. bakıyoruz ki bu haberin hemen ardından taziye mailleri gelmeye ve benim de kafam karışmaya başlıyor. şimdi birinci itirazım tepkinin şekline. bu 'ah! çok üzüldüm! yıkıldım!' diyen kişi bu haberi eş zamanlı olarak almamıştır, maili atmadan en azından 30 saniye önce hissetmiştir bu üzüntüyü. peki o zaman mailde bu duyguyu diğer insanlara iletmek için yeniden yaratması, ya da tam da yazarken yaşıyormuşcasınalaştırmasında nasıl bir mantık vardır?
ikinci itirazım da tepkinin kendisine. mail yoluyla bir kişinin ölüm haberini alan bir insan için iki ihtimal vardır: ya bu kişiyi şahsen tanıyordur, ya da tanımıyordur. eğer tanıyorsa zaten bir telefon açar ya da cenazesine ya da taziyeye giderek üzüntülerini bizzat belirtir. eğer tanımıyorsa zaten o kişinin ölümüne duygusal bir tepki vermesi gariptir. bir üçüncü ihtimal de tanımıyor ama genel olarak bir insanın ölümüne üzülüyor olabilir.
bana kalırsa her üç durumda da bu kişinin o topluluğa bu durumdan duyduğu üzüntüyü bir mail yoluyla bildirmesi anlamsızdır. birincisi vefat eden kişi o topluluğa aittir ancak yakınları büyük ihtimalle değildir, ikincisi vefat eden bir kişinin yakınları mail bakacak durumda değildir, üçüncüsü de bir kişinin başka bir kişinin ölümünden dolayı duyduğu üzüntü kişisel bir duygudur ve bu bilgi aynı topluluğa ait diğer kişileri ilgilendirmez.
çok benzer bir durum tebrik mesajları için de geçerli, o yüzden aynı şeyleri yeniden yazmıyorum. sadece vefat haberi yerine ödül/başarı/birincilik şampiyonluğu taziye yerine de tebrik/kutlama kelimelerini koyarak okuyabilirsiniz.

tebrikler.

Perşembe, Mayıs 03, 2012

imperfection


“Vernal Workshops” brought together a number of key professionals, artists and academics working in the realm of architecture and design. The programme , which is established within the sponsorship of Vitra, aims at fostering an interdisciplinary exchange and production within an international platform.

Planned to be a yearly event, this first instance of Vernal Workshops was a five-day long -free-of-charge- programme involving a number of interdisciplinary workshops for students of art, design and architecture. Based in the Santral Campus of Istanbul Bilgi University, the workshops was open to the students of Bilgi as well as applicants from all over Turkey. This year’s theme was ‘Imperfection’ referencing to the Istanbul Design Biennial’s 2012 thematic framework.

Çarşamba, Nisan 18, 2012

bademciksin aldır gitsin

aylar önce bir perşembe günü boğazımda biten noktasal bir batmanın aslında peritonsiller apse denen lanet bir ödem toplantısı olduğunu, bu öldürürken düşündüren musibetin önce lokal daha sonra genel anestezi üzerine drenaj ile tedavi edildiğini, iyileşmesinin üzerinden üç aylar geçtikten sonra ise mutlak suretle bir ameliyathanede bademciklerin alınması ile sonuçlanacağını bilmiyordum. bilseydim de, bu, olayların akışında bir değişikliğe sebebiyet vermezdi sanırım.

ameliyat öncesi iki hafta kadar süren 'yetişkinlerde bademcik pek fenaymış', 'aman evet sürüm sürüm süründürüyormuş', 'benim bir arkadaş olmuştu iki hafta yatmıştı' kabilinden deneyim alışverişleri sonrasında bu naçizane ve 3000 yıldır -evet yanlış duymadınız- ameliyatı olmuş bulunmaktayım. bu deneyimden benim öğrendiğim dört şey var ise birincisi gereksiz bademciğin mutlak suretle aldırılması gereken bir şey, ikincisi hastanede yatmanın -hala- çok güzel bir şey, üçüncüsü joystikli damardan ağrıkesicinin mükemmel bir şey, dördüncüsü de hastanede yatmak ne kadar güzelse eve çıkmanın da o kadar tatsız bir şey olduğudur. bu sonuncusu gerçekten acı bir deneyim, zira narkozun, o güzelim ağrı kesicinin, insanları gördükçe düşen çenenizin, emrinize amade hemşirelerin ve ziyaretçilerin etkisi geçtiğinde kendinizi fiziksel olarak ağrılı, psikolojik olaraksa boşlukta hissetmeye başlıyorsunuz.

neyse, yaklaşık bir hafta ve birer şişe antibiyotik ve ağrıkesici şurup -damardan gibi olmuyor tabi-, litrelerce sıvı besin -suayransütmeyvesuyu- ve kaybedilen birkaç kilodan (zayıflamak için bademcik aldırmak tehlikeli, yasak ve aptalcadır) sonra pek birşeyciğiniz kalmıyor. bu da böyle, bazı anları çok güzel geçmiş olsa da tekrarlanmasını pek temenni etmeyeceğim- bir anımdır.

Cumartesi, Mart 31, 2012

Cumartesi, Şubat 18, 2012

Çarşamba, Şubat 15, 2012

copenhagen wheel

weeds'de andy'nin amerika'da pazarlamaya çalıştığı, bisiklet sürerken pedal çevirme ve frenden aldığı enerjiyi geri veren copenhagen wheel green dot ödülü almış.
andy ile de herkes dalga geçmişti ama gelecek bu tekerlekte. istanbul için? sanmıyorum.


Cumartesi, Şubat 11, 2012

Cuma, Şubat 03, 2012

novum organum

"The human understanding from its peculiar nature, easily supposes a greater degree of order and equality in things than it really finds. When any proposition has been laid down, the human understanding forces everything else to add fresh support and confirmation. It is the peculiar and perpetual error of the human understanding to be more moved and excited by affirmatives than negatives." (Francis Bacon, 1853, Novum Organum, in The Physical and Methaphysical Works of Lord Bacon (Book 1). London: H. G. Bohn.