Pazartesi, Ekim 22, 2007

karambol

karambol halk arasında altta kalanın canı çıksın ya da dalma olarak da bilinen, genellikle ilk ve orta dereceli okullarda oynanan eğlenceli ve çoğunlukla zararsız bir oyundur. karambolün uzanış şekli açısından yatay ve dikey olmak üzere iki çeşidi vardır.

dikey karambol:
İyi bir dikey karambol leyley ile başlar. eğer leyley yapmazsanız kurbanı elinizden kaçırabilirsiniz. leyley kurbana etkili, alan daraltıcı ve -ilk etapta psikolojik- bir acı vererek yaklaşmanın en iyi yoludur.

kollar yandakinin omuzlarına konarak yarı çember halinde 'oo cim bom bom' ya da 'sarının yanına kırmızı koyduk' melodisi leyley şeklinde söylenerek ve sırıtılarak yaklaşılan kurban kolayca ele geçirilir ve öğretmen masasına yatırılır. kaçmaması için kollarından ve bacaklarından tutulur. üzerine rahatça atlayabilmek için birkaç kişi baştan kurbanın üzerine yatar. böylece kurban tamamen etkisiz hale getirilmiş olur. bunun ardından uygulayıcılar 'karambool', 'ceronimoo', 'kamikaze' v.b. şekillerde bağırarak çeşitli mesafelerden ve yüksekliklerden masanın üzerinde oluşan öbeğin üzerine atlarlar. bu noktada kişinin kendini iyi kontrol etmesi ve fazla hızlı uçarak öbeği ıskalamamaya dikkat etmesi gerekir. ideal bir atlayış ileri doğru son sürat değil mümkün olduğunca yukarıya doğru yükselerek ve yer çekiminden faydalanıp öbeğin tam üzerine düşmek suretiyle gerçekleştirilir.

öbek yükseldikçe sadece kurban -en alttaki- değil onun üzerindeki kişiler de bağırmaya başlar ve fakat esas olan kurbanın çığlıklarıdır. zira üstüne en fazla ağırlık binen ve altında sert bir zemin olan odur. yaygın inanışın aksine karambol kurban çığlık attığında değil çığlık atmayı kestiğinde bitirilmelidir. kurbanın çığlık atabiliyor olması halen nefes alabildiği anlamına gelir. eğer kendisinden ses gelmiyorsa ya da hareketsiz kalmış ise bu birşeylerin yolunda gitmediğine dalalet eder.
(not: karambole keyif katmak amacıyla kurban ilk aşamada etkisiz hale getirildikten sonra ayakkabıları çıkarılıp saklanabilir.)

karambolde dikkat edilmesi gereken en önemli nokta sahte kurban taktiğidir. bu taktikte önce gerçek kurban belirlenir -a kişisi-. Sonra a kişisine gidilerek b kişisine karambol yapılacağı söylenir. kurban olmayacağından emin olan a kişisi hemen leyleye dahil olarak kurban olacağını düşündüğü kişiye doğru grupla beraber ilerlemeye başlar. sahte kurbanın gülümseyen gözlerinden neler döndüğünü anladığı anda ise artık herşey için çok geçtir. bir anda kendi içine kapanan leyley çemberi, kollarını güvenle yanındakilerin omuzlarına attığından kaçıp kurtulması neredeyse imkansız olan gerçek kurbanı kısa sürede etkisiz hale getirir ve karambol başlar.

karambole en çok orta irilikte öğrenciler kurban giderler. zira çok iri yarı birini zaptetmek zor olacaktır. çok ufak tefek biri ise karambolün istenmeyen bir şekilde sonuçlanmasına sebebiyet verebilir. bu nedenle kurban seçiminde dayanıklılık/ kontrol edilebilirlik eğrisinde bir optimuma ulaşılmaya çalışılır. ancak sürekli küçük olduğundan şikayet ederek karambolden muaf kalmaya çalışanlara hayatın acı gerçeklerini biraz olsun tattırmak için ufaklar, karambolün zorluk derecesini arttırmak amacıyla da büyükler zaman zaman karambole kurban edilebilir ve hatta edilmelidir. bu durumlarda karambolü kurbanın yaşamsal ve/veya kassal fonksiyonlarına göre özel bir şekilde planlamak gerekir. bu tip farklı kurban seçimleri sürekli aynı kişilerin karambol altında kalmasını engellemekle kalmaz kurban spekturumunu da mümkün olduğu kadar geniş tutar.

yatay karambol:
bu karambol dikey karambol'ün duvarda oynanan halidir diyebiliriz. fazla ön hazırlık gerektirmediğinden ve istendiğinde kolayca bozulabileceğinden kısa zamanda uygulamak açısından daha tercih edilebilir bir karamboldür. leyleyli ya da leyleysiz uygulanabilir. sürpriz bir yatay karambol gibisi yoktur. bunun için sınıfın -tercihen arka tarafında- iki duvarın birleştiği köşesine yakın durmakta olan bir kişi seçilir ve bir anda koşmaya ve bağırmaya başlanarak kişi duvara sıkıştırılır. normal bir erkek lise öğrencisinin karambol veya dalma kelimeleri için reaksiyon zamanı yaklaşık 10 milisaniye olduğundan bir anda herkes karambolün olduğu köşeye hücum eder. dikey karambole benzer bir şekilde amaç iyice hızlanarak son sürat karambole toslamak ve içerdekileri maksimum derecede ezmektir.

bu karambol çeşidinde kurbanın üzerine sürekli bir ağırlık binmediğinden süre açısından bir sınırlama yoktur. olayı güzelleştirmek ve zenginleştirmek açısından çevrede bulunan ve durumun vehametinin farkına varamamış kızlar sanki karambol kontrolden çıkmışcasına öbeğin içine katılabilir. bu durumda kızlara en yakın olan kişilerin sürekli olarak 'vallahi sıkıştım, arkadan itiyorlar' gibi cümlelerle kızları telkin etmesi iyi olacaktır.

karambol sırasında düzensizlikten kaynaklanan sebeplerle esas kurban karambolün içinden pırtlayıp kaçabilir. bu sebeple karambolü mümkün olduğu kadar iki duvarın birleştiği çizgiden dışarı doğru yayılan bir küre olarak genişletmek doğru olacaktır. olası bir pırtlama durumunda kurbandan bir sonraki kişi yeni kurban kabul edilerek oyuna devam edilir.

5 yorum:

frrmack dedi ki...

Odev yapmaktan bunalmisken cok iyi geldi bu ya. Gulmekten iki buklum oldum.

Bi anda Altug'nun karambol tepesini baypas etmek suretiyle tahtaya girisi gozlerimin onune geldi.

Sonra karambol ayagina ellenmedik tarafi kalmayan Burcu Ishak. ve Tugce'yi hatirladim; tabii hemen akabinde de karambolun altindan cikan kizlari gorunce biz erkeklere 'kiz arkadaslariniz sizin gibi diil, narinler, onlara daha nazik davranmaniz gerek' konusmasi yapan Tulin'i kahkahalar esliginde andim.

Brummet'e leyley yapa yapa koskoca hocayi tartaklayip durmamizi dusunuyorum su an gule gule. Adam bizi eliyle koluyla itiyodu resmen, biz de hic sallamadan "Wooolfgaaaaang, woooolfgaaang" diye diye adami itip kakiyoduk. Haha. Ama o yuzden de daha bi yakin hissediyoduk o adama, di mi ya?

Kandirikci karambol anilarini da unutmak mumkun diil. Sahte kurbanin zafer siritisi ve gizli kurbanin -genellikle Oliver- umutsuz durumunu farkettigi andaki yuz ifadesi unutulur gibi diil.

Aaah, cok guldum ya. Sagol bebek. Opuyorum.

Dur bak, simdi wolfgang diyince Aushcrei'i hatirladim. Auschritt miydi yoksa yahu. Neyse, bi gun kimya anfisinde beyaz onlugunun arkasini murekkepli kalem savuruslariyla masmavi yapmistik, tabii son ders bizimki oldugundan adam hemen anlamisti. Haha. Extraarbeit! Yine de ucuz atlatmistik yahu.

Lise anilari listesine dondu bu simdi ama duramiyorum. Haertz miydi neydi genc bi kadin gelmisti kimya hocasi. Bir Spartakus ya da Olu Ozanlar Dernegi sahnesi seklinde hicbirimizin oturmayisini ve kadinin quiz kagidina balik cizip verisimizi hatirliyorum. Burcu Tunakan not endisesiyle sorunun cevabini yazmis, baligi da onun altina cizmisti. Haha.

Tabii ki tatlilar tatlisi biyoji hocamiz, haydee kadinin adini unuttum, neydi ya, hani ben sen mete'nin mutemadiyen yazdigimiz seker kiz. Bugunku yasimizdan gencti o sirada, di mi? Ya naapiyo, nerde acaba, onu bulsak da bi yemege ciksak, sonucta bizden bir iki yas buyuk bi kadin sadece. Super arkadas olabiliriz... de Almanya'dadir herhalde.

Bi de sunu hatirliyorum. Kimya ve fizik anfilerinde, ama ozellikle kimya anfisinde, benim oturus pozisyonum idealdi. Arkama, Daghan'a dondugumde, en ustte caprazimda oturan Burcu Tunakan'in bacaklarina direk frikik acisina sahiptim. Anfideki kimya derslerine bayilirdim o yuzden. Daghan'la arkadasligimizin ilerlemesine de katkida bulunmustur bu durum, zirt pirt donup biseyler soyluyodum, uzun uzun muhabbet ediyoduk : ) Fakat yillar boyu yakalanmadan burcunun bacaklarini seyrettikten sonra, bi gun, niyeydi hatirlamiyorum, sen benim yerime oturdun (ben de bir yana kaydim) ve konumun jeopolitik onemini kesfetmekte hic gecikmedin. Supermis burasi yahuu diyerek bana da memnuniyetini belirtmenden yaklasik 10 dakika kadar sonra, burcu etegini cekistirmeye, bacaklarini kapatmaya ve cok tedirgin gorunmeye basladi, dersin sonuna kadar da boyle devam etti. Yani benim yillarca yakalanmadan, sik tekrarlanan fakat cok kisa sureli kacamak bakislarimdan sonra, sen on dakikada okuz gibi baka baka yakalanmayi ve burcuyu cografyamizin tehlikelerinden haberdar etmeyi basardin. O gun sana cok kizmistim. : )

jack skellington dedi ki...

Auschrat abi kimya hocası. iki metreye iki metrelik bir adamdı kendisi. kamyoncu. mürekkep olayında mustafa ile baran kavga etmişti sanırım. mustafa tintenkiller çıkarıp 'bakın çıkıyo bu bişey değil' demişti ama yine de hepimiz extraarbeit almıştık diye hatırlıyorum.

Hærz miydi neydinin gerçek adını hatılayamadım ben de. şişkoydu baya. birinin yerine gelmişti sanki de tepki göstermiştik.

aynı şekilde birinin yerine gelen çılgın profesör modunda bir adam vardı beyaz sakallı falan. o da bize küsmüştü bi gün. ders anlatmamıştı biz de hiç sallamamıştık.

abi biyolojicinin adını hatırlayamıyorum ya kahretsin. nasıl unuturum. ama adı suzanne idi sanki. o kadar da bizim yaşımızda değildi sanki ama çok şekerdi. biyolojinin manyağı olmuştum sırf o yüzden.

who knows dedi ki...

frau reusing olmasin :)

jack skellington dedi ki...

reusing koltuk altları orman gibi olandı. bir gün bizim resim dersi arasında uzun tenefüste sınıfa gelmişti. o gün de mete sanırım gitarını getirmişti. aa ben de çalayım diyip masanın üzerine oturup çalmaya başlamıştı. biz ise birkaç masa ilerde masa seviyesinden kendisinin ne kadar don giymemiş olduğunu gözlemlemiştik.

who knows kim bu arada?

frrmack dedi ki...

Who knows kim bilmiyorum ama bizim siniftan olamaz. Reusing'den bahsetmedigimizi bilirdi yoksa. Benim tahminim bir iki yil ustten ya da (muhtemelen) alttan Alman Liseli birisi. Yine muhtemelen cok yakindan tanismadigimizdan isim vermekten kaciniyo. Hani ne alaka sen simdi? tarzi bi tepkiden cekindigi icin. Cekinme canim, soyle kimsin. Utanma.

Frau Schmitt miydi ya? Scmitt'ti galiba, evet evet, buldum galba.

Bi de Reusing hakkaten don giymemis miydi ya? Hazirliktan hemen sonra, Reusing'den once Roehrich vardi, guzel diildi ama beyaz corap ve nispeten mini etek giyer, bacaklarini kapatmadan otururdu. Ama daima don giydigini cok net hatirliyorum : ))

Reusing gercekten kulotsuz muydu, yoksa tam belli olmuyo muydu? O yasta erkek cocuklar icin inanilmaz bisey olmali. Boyle Temel Icgudunun bacak sahnesi gibi miydi yoksa? Hani "evet, donsuz galiba, hatta galiba diil canim, basbayagi kulotsuz, ama tam da gorunmuyo, yani keske sunun kasedi olsa da orda durdurup agir cekimde seyretsek, hakkaten gorunuyo mu anlasak" seklinde mi? (Sonradan hepimiz o filmin orasini bi formatta bulup agir cekimde zoomlayarak seyrettik, buna eminim. Yani kendimi biliyorum da digerlerinden de bayagi eminim) :)