Eisgekühlter Bombalonder
Bombalonder eisgekühlt
Und dazu
Ein belegtes Brot mit Schinken -chor 'Schinken!'
Ein belegtes Brot mit Ei -chor 'Ei!'
Das sind zwei belegte Bröte
Eins mit Schinken eins mit Ei
usw. usf.
die toten Hosen
almanya'nın zıbarık pantullar yöresinden, derin manalar içeren bir halk şarkısı. 3-5 biradan sonra anlaşılıyor ancak. o yüzden sadece sarhoşlar anlayabiliyor. sonsuza dek söylenebilecek bir loop yapısına sahip.
Pazar, Aralık 17, 2006
Perşembe, Aralık 14, 2006
who's your inner rock star ?
Avsar, your inner rock star is Beck
Yeah baby, the rock star part of you is all Beck. Women are enthralled by your seductive energy, a perfect mix of intrigue and poetry. You and Beck have got it all together because you're unafraid to say exactly what's on your mind, and let everyone in on your quirky point of view. Intellectual and sexy, you continually dodge conventional stereotypes with your eclectic personal style. But when you really break it down, it's just your great sense of humor and easygoing talent that makes the crowds go wild. Throw a fiesta, and inspire your inner Beck.
Pazartesi, Aralık 11, 2006
Pazar, Aralık 10, 2006
aydınlıklar
aydınlıklar içindeyim hayatta
pırıl pırıl bir yer burası şu anda
sarhoş oldum ben sanki bir yudumda
yere göğe sığmam uçarım uzayda
pırıl pırıl bir yer burası şu anda
sarhoş oldum ben sanki bir yudumda
yere göğe sığmam uçarım uzayda
Cuma, Aralık 08, 2006
ahmet abim

ahmet abim aramış geçende. karpuzları yığdım kapının önüne, uyan da balığa gidelim dedi. demiş yani. ben uyuyodum. rüyamda uyanıp balığa gidiyordum. ahmet abim karpuz kabuğundan gemiler yapmış, yüreğinden gizlice karpuz kaldırıyo. uyandım sonra. baktım karpuzlar kapının önünde, ahmet abim karpuzların üzerinde. ne yapıyorsun ahmet abi, ezilecek, rezil rüsva olacak karpuzlar dedim. hem dedim, o olta ne elindeki dedim. uyandın mı dedi. hadi dedi, balığa gidiyoruz. ne balığı ahmet abi, bu kadar karpuzu kim yiyecek hem? bu kadar karpuza kaç palamut gerekir biliyor musun dedim. biliyorum dedi. 256. herşeyi hesaplamış. cin gibi ahmet abim. peki dedim -ben de az çakal değilim- kim tutacak o kadar balığı?
karpuz gibi yarıldı ahmet abim. yazık oldu.
serbest çağrışım, serbest çağırışım, şerbet çağırışım, bağırışım
yolda yürüyorum geçen gün. bildiğin yol. adamın teki geldi. bildiğin adam. sen bilmezsin aslında beyin bilir. beyin var mı senin? var mı beynin? geldi işte adam. işten adam. işten bile değildi. öyle bir adamın öyle bir teki. çottadanak atmaz mı omzunun tekini bana. atmak dediysem, fırlatmak olarak değil de, hunharca çarpmak, patavatsızca patlatmak. şöyle bir döndüm adama. sana dedim burdan bi koyarım dedim. ee dedi. bulamadım bişey. kırk yıl beyaz sıçarsın desem olmaz, duvardan malayla -yok mala değildi o spatül müydü neydi?- kazırlar desem etrafta duvar yok. kaldım mı şıppadanak? kaldım. çıppadanak bi cevap vermem lazım. adam omzu atmış, küttadanak lafı koymuş, kendisine kapak olacak cevabı bekliyor. yoksa adam omuz attığıyla, omuz pıttadanak atıldığıyla kalacak.
düdüksün sen düdük düdük diye bardadanak bağırarak, hoppadanak koşarak, fırttadanak yatarak kayarak uzaklaştım hemen oradan.
danak.
düdüksün sen düdük düdük diye bardadanak bağırarak, hoppadanak koşarak, fırttadanak yatarak kayarak uzaklaştım hemen oradan.
danak.
Salı, Aralık 05, 2006
stadionbad//werdersee
15 eylül 2006
eylül ayının ortası gelmiş, londra'dan bile daha kuzeyde olan bremen'de hava soğumamış. insanlar sokaklarda t-shirt'lerle dolaşmış. hatta iki kere yüzmeye gitmiş.
biri stadyum'un hemen yanındaki stadionbad'mış. kocaman bir yermiş burası iki tane büyük havuzundan biri normal havuzmuş, öbürü suyunu weser'den alan havuzmuş. içine hemen öyle cop diye atlamamak gerekmiş. sular çabuk ısınır çabuk soğurmuş.
stadionbad'ın içinde tramplenler, kaydıraklar varmış. 5 metreden atlamak cesaret istermiş, 1 metrelik tramplenden havalara yükselerekten atlamak eğlenceliymiş. yüzüp yüzüp yorulunca az ilerdeki büfeden pattiz kızartması alınabilirmiş, çok lezzetliymiş.
bir diğer yüzme mekanı werdersee imiş. bu weser'in bremen'i seller almasın sevilen yarları eller almasın diye kapatılan bir ucunda oluşmuş bulunan nehrimsi göl imiş. suyu güzelmiş. içinde ördekler yüzermiş. ördekler, suda ördek taklidi yapan insanları diğer ördeklerden ayırd edebiliyormuş. werdersee'nin kenarı çimenlikmiş, serilip yatılabiliyor, hack sack oynanabiliyor, top tepilebiliyormuş. londra'dan bile kuzeyde olan bremen'de eylül ortasında o kadar sıcakmış ki hava, 1 saatlik yürüme yolu çıplak ayak alınabiliyormuş.
eylül ayının ortası gelmiş, londra'dan bile daha kuzeyde olan bremen'de hava soğumamış. insanlar sokaklarda t-shirt'lerle dolaşmış. hatta iki kere yüzmeye gitmiş.
biri stadyum'un hemen yanındaki stadionbad'mış. kocaman bir yermiş burası iki tane büyük havuzundan biri normal havuzmuş, öbürü suyunu weser'den alan havuzmuş. içine hemen öyle cop diye atlamamak gerekmiş. sular çabuk ısınır çabuk soğurmuş.
stadionbad'ın içinde tramplenler, kaydıraklar varmış. 5 metreden atlamak cesaret istermiş, 1 metrelik tramplenden havalara yükselerekten atlamak eğlenceliymiş. yüzüp yüzüp yorulunca az ilerdeki büfeden pattiz kızartması alınabilirmiş, çok lezzetliymiş.
bir diğer yüzme mekanı werdersee imiş. bu weser'in bremen'i seller almasın sevilen yarları eller almasın diye kapatılan bir ucunda oluşmuş bulunan nehrimsi göl imiş. suyu güzelmiş. içinde ördekler yüzermiş. ördekler, suda ördek taklidi yapan insanları diğer ördeklerden ayırd edebiliyormuş. werdersee'nin kenarı çimenlikmiş, serilip yatılabiliyor, hack sack oynanabiliyor, top tepilebiliyormuş. londra'dan bile kuzeyde olan bremen'de eylül ortasında o kadar sıcakmış ki hava, 1 saatlik yürüme yolu çıplak ayak alınabiliyormuş.
etiketler
bremen,
hatıra,
küresel ısınma,
werdersee,
yüzmek
mogwai
13 eylül 2006
modernes adlı pek güzel mekanda mogwai konseri vardı bugün. ama gitmedim. hava o kadar güzeldi ki kendimi mogwai'nin bunalmış ruhuna salmak gelmedi içimden. param da yoktu çok. kıyamadım 21 avroma. iyi mi ettim? kötü mü ettim? bilmiyorum. neyse. hava çok güzeldi. parkta oturup lost izledik.
modernes adlı pek güzel mekanda mogwai konseri vardı bugün. ama gitmedim. hava o kadar güzeldi ki kendimi mogwai'nin bunalmış ruhuna salmak gelmedi içimden. param da yoktu çok. kıyamadım 21 avroma. iyi mi ettim? kötü mü ettim? bilmiyorum. neyse. hava çok güzeldi. parkta oturup lost izledik.
almanca öğreniyorum v.1
11 eylül 2006
rülpsen: geğirmek
pfurzen: osurmak
scheißen: kaka yapmak
die nase bohren: burnunu karıştırmak
rülpsen: geğirmek
pfurzen: osurmak
scheißen: kaka yapmak
die nase bohren: burnunu karıştırmak
Pazar, Aralık 03, 2006
nilpferd lukas
bremen'de her sene düzenlenen profile intermedia adında bir tasarım, medya vs. etkinliği/sempozyumu/fuarı/konferansı var.
biz de joachim hofmann ve çömezleri olaraktan veryfastfilmfestival atölyesinin ikincisini gerçekleştirdik. katılmak isteyenlere gerekli ekipmanlar ve teknik/estetik eleman desteği sağladık ve adından da anlaşılabileceği gibi hemencik film çekmelerini sağladık. filmlerin tamamı veryfastfilmfestival 'de izlenebilecek çok yakında. aşağıda ise julia ile yaptığımız bir adet stop da motion kısa film görülmekte. her bişeysi toplam 6-7 saat sürdü.
nilpferd lukas from avsar gurpinar on Vimeo.
biz de joachim hofmann ve çömezleri olaraktan veryfastfilmfestival atölyesinin ikincisini gerçekleştirdik. katılmak isteyenlere gerekli ekipmanlar ve teknik/estetik eleman desteği sağladık ve adından da anlaşılabileceği gibi hemencik film çekmelerini sağladık. filmlerin tamamı veryfastfilmfestival 'de izlenebilecek çok yakında. aşağıda ise julia ile yaptığımız bir adet stop da motion kısa film görülmekte. her bişeysi toplam 6-7 saat sürdü.
nilpferd lukas from avsar gurpinar on Vimeo.
etiketler
bremen,
profile intermedia,
tasarım,
video
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)