Çarşamba, Ekim 30, 2002

süper bisey unuttum geçen gün:
annemlerle yemege gidioduk, araba sürerkene telefon çaldi ama gelmek üzereydik hemen parkettim falan telefonu çikardim cebimden ama yetisemedim neyse arabayi kitledim gidiorum, sonna elimi cebime götürdüm sag cebe baktim sol cebe baktim telefon yok, siktir düsürdüm yine dedim, hep düsüyo zaten o monttan, arabanin yanina gittim orda da yok ee nerde bu oldum,
sonra birden elimde birsey çalmaya basladi...
belki de bir asçi olarak geçirmeliydim hayatimi
bugun zeytinezmeli mayonezli mantarli eskikasarli süper bi -iki- tost yabtim kendime afiyetle de yedim yani süper olmus afferim bana.
bugün dersi kirdim ben yine.hicbi amacim da yoktu yani aslinda. çok ayip tabi yapilmamali böyle seyler. sonra disari ciktim okul o kadar güzeldi ki, ne sonbahar gibi ne yaz gibi, sanki besinci bi mevsim yasiordu, cok huzurluydu.
hersey nie bu kadar huzurlu bu ara böyle?
daha dogrusu herseybukadarböylehuzurlu iken neden huzursuzum ben inatla?
bülent ortacgilnen fikret kizilok'un bilmem ne zaman kaydettikleri bi albüm geçti elime böyle canli çaliolar, söylüyolar, arada konusuyorlar söyle de böyle diye, insanlar var alkisliolar falan, o kadar sicak böyle o kadar huzurlu ki, yani al bi bülentortacgil huzurunu ona fikreti ekle onu ikiyle carp öyle bisey.
kapat gözlerini ve düsün
ipekten bir deniz, pamuktan bir gökyüzü, iki tomurcuk yüregimizde
belki de senveben ikimiz birbirinin farkinda gözlerimiz, düsüncelerimiz, olmayacak hayallerimiz.

Salı, Ekim 29, 2002

alisiorum yavas yavas buna ben.
bagira cagira saatlerce konusmaya, etraftaki insanlara bakinmaya, kararsiz kalmaya, merak etmeye, bilmemeye, alismaya.
sana alisiorum artik ben yavas yavas.
bitmesin bu.
yorgunum ben çok.
sonsuza dek su halimle kalmak istiorum ben. ama geçecek bu da diger hersey gibi. umarim daha guzel hallere dönüsür.
sanirim en güzel ama en güzel içki sarap. öyle bir sarhoslugu var ki sarabin, baska hicbir ickiye benzemiyor. sarhosluk bile diyemem buna ben. farkli baska bir boyut, hersey yapabilecegine inandigin ama bi yandan da neyi yapip neyi yapamayacagini kesin olarak bilebiliyormusun gibi hissettigin -ki herseyi yapabilecegine inandiktan sonra bircok seyi yapabilme sansin cikiyor ortaya- bir durum.
sarabi seviorum.
sarap sarhoslugunu seviorum.

Pazar, Ekim 27, 2002

hafiza olarak tanimlamanin oldukca yanlis olacagi bir hafizam olmasina ragmen bazen bir anda -kendim bile farketmeden- hayatimin cok eski ve belki de hic de öyle büyük bir önemi olmayan bir zamanini hatirlayiverip orada olmak istiorum.
mesela cuma günleri okuldan cikarken okul bitmisken ve biz mutluvehuzurluveenerjikveumarsiz iken çilgin bir hizla inerken merdivenlerden; koridorlardaki talas kokusu hademelerin az önce koridorlari silmek için kullanmis olduklari. nekibuki; ne önemi var ki? o talaskokusu olmasaydi da yeterince mutluvehuzurluveenerjikveumarsiz olabilirdik, hiçbir etkisi yoktu talaskokusunun hayatimizin gidisatina ama yine de ben o zamani talaskokusuyla beraber hatirliorum. (iyi bok)
isin garibi de bunu bana hatirlatan seyin tamamen saçma baska bir sey -duvardaki kabarmis boya gibi- olmasi.
enerji fazlasi olustu icimde, iki gundur evde oturmaktan.
bunu bi sekilde bi yerlere kanalize etmem gerek. ama nasi. naapmali naapmali?
yeterince gürültülü müzikler dinleyebilirsem susturabiliorum beynimdeki ugultuyu. ama iyi bisi mi bu?